Melis (9 Yaş) Vakası: Travmatik Yas Danışması Yeniden Yapılandırılmış Tam Protokol
Worden, Dyregrov, Rando ve Webb perspektiflerinden yapılan klinik analiz doğrultusunda hazırlanmış sekiz seanslık eksiksiz deşifre. Travma değerlendirmesi, parentifikasyon müdahalesi, sekonder kayıplar, anne-çocuk ortak seansı, süregelen bağ çalışması ve yapılandırılmış sonlandırma protokolü entegre edilmiştir.
8 Seans Worden · Yas Görevleri Dyregrov · Travmatik Yas Rando · Complicated Mourning Webb · Tripartite Model Continuing Bonds · Klass
Seans
Odak
Worden Görevi
Teorik Çerçeve
1. Oturum
İlk değerlendirme, raport, travma taraması
Görev 1 girişi
Dyregrov, Webb, Rando
2. Oturum
Travma anlatısı, parentifikasyon, duygu kutusu
Görev 1–2
Dyregrov, Rando, Webb
3. Oturum
Sekonder kayıplar, suçluluk çalışması, anne ortak
Görev 2–3
Rando, Worden, Webb
4. Oturum
Tamamlanmamış veda, mektup, süregelen bağ
Görev 4
Rando, Klass, Worden
5. Oturum
Anı kutusu derinleştirme, beden belleği, ritüel
Görev 2–4
Dyregrov, Rando, Klass
6. Oturum
Yeni dünyaya uyum, değişen roller, okul koordinasyonu
Görev 3
Worden, Dyregrov, Webb
7. Oturum
Özel günler, gelecek hayal kurma, bağın dönüşümü
Görev 4
Klass, Worden, Rando
8. Oturum
Sonlandırma, belirti değerlendirmesi, izleme planı
Tüm görevler değerlendirme
Sandler vd., tüm teorisyenler
1. Oturum
İlk Değerlendirme, Raport Kurma ve Kaybın Gerçekliğini Anlamaya Başlamak
Worden Görev 1 · Travma Taraması · Danışan: Melis (9) · Süre: 60 dakika
Seans Öncesi — Ebeveyn Görüşmesi (15 dakika, Melis yokken)
Dyregrov ve Webb’in modellerine göre, ilk danışma görüşmesinde ebeveynle çocuk odada değilken ayrı bir değerlendirme yapılır. Bu görüşmede: ölümün koşulları, çocuğun son iki ayda gösterdiği belirtiler, ailenin işlev durumu ve destek kaynakları değerlendirilir. Ayrıca annenin kendi yas sürecine dair ilk izlenim edinilir.
[Anne ve Melis bekleme odasındadır. Danışman önce Melis’e gülümseyerek selam verir, ardından anneye döner.]
Danışman: Merhaba, ben Ayşe. Hoş geldiniz. Melis, sana birazdan odamı göstereceğim — orada çok güzel şeyler var, merak ediyorum ne düşüneceksin. Önce annenle birkaç dakika konuşabilir miyim? Sen de buradan bizi izleyebilirsin.
[Danışman ve anne, Melis’in görebileceği ama duyamayacağı bir köşeye geçer. Melis elindeki oyuncak ayıya bakarak bekler.]
Danışman: Elif Hanım, bugün buraya gelmek kolay olmamış olmalı. Teşekkür ederim. Melis’i tanımaya başlamadan önce sizden bazı şeyler anlamak istiyorum. Eşinizin nasıl hayatını kaybettiğini anlatabilir misiniz?
Anne:(Sesi kısılarak) İki ay önce. Ani bir trafik kazası. Sabah işe gidiyordu, bir araç kırmızı ışıkta geçmiş ve tam sürücü tarafına çarpmış. Hastanede birkaç saat sonra kaybettik. Ben yanında olamadım bile…
Danışman:(Sessizce bekler, sonra yavaşça) Çok ani, çok beklenmedik. Kendiniz de büyük bir şok yaşadınız. Melis o gün neredeydi?
Anne: Okuldaydı. Ben hastaneden döndükten sonra ona söylemek zorunda kaldım. O okuldan çıkmış, eve geliyordu. Kapıda karşıladım onu…
Danışman: Cenaze sürecine Melis katılabildi mi?
Anne: Hayır… Ben onu korudum diye düşündüm. Şimdi doğru yapıp yapmadığımı bilmiyorum.
Danışman: Bu konuya ilerleyen seanslarda döneceğiz, çok önemli. Şimdi şunu sormak istiyorum: Son iki ayda Melis’te en çok neleri fark ettiniz?
Anne: Neredeyse hiç konuşmuyor. Geceleri çok kötü kabuslar görüyor, bazen bağırarak uyanıyor. Okula gitmeyi reddediyor ya da çok zorlanıyor. Babasını soruyor ama ben ağlamaya başlayınca o da susuyor. Sanki beni korumaya çalışıyor.
Danışman:(Dikkatle not eder) Sizi korumaya çalışıyor — bunu önemli bir yere koydum. Peki siz nasılsınız, Elif Hanım? Kendi kaybınızla baş etmekte kendinize nasıl bir alan bulabiliyorsunuz?
Danışman: Elif Hanım, size çok önemli bir şey söylemek istiyorum: Melis’in iyileşmesi doğrudan sizin iyileşmenizle bağlantılıdır. İkisi birbirinden ayrı süreçler değil. Bu nedenle Melis’le çalışmanın yanı sıra, sizin için de bir destek görmemizi önereceğim — sadece öneri olarak değil, bu sürecin zorunlu bir parçası olarak. Buna açık mısınız?
Anne:(Düşünerek) Evet… sanırım buna ihtiyacım var.
Danışman: Güzel. Şimdi Melis’i çağıralım ve onu biraz tanıyayım.
[Melis odaya girer. Elinde oyuncak ayı, yere bakıyor.]
Danışman:(Melis’in göz hizasına eğilerek, yumuşak sesle) Merhaba Melis. Ben Ayşe. Tanıştığımıza çok memnun oldum. Bu oyuncağının adı ne?
Melis:(Fısıltıyla) Pıtır.
Danışman: Pıtır. Ne güzel isim. Pıtır da seninle mi gelecek bugün?
Melis:(Başını hafifçe kaldırarak) Evet.
Danışman: Çok iyi. Odamda Pıtır’ın da görmek isteyeceği şeyler var. Gel, sana göstereyim mi?
[Anne beklemede kalır. Danışman ve Melis terapi odasına geçer.]
Danışman: İşte burası benim odam. Burada çocuklarla vakit geçiriyorum. Bak, burada oyuncak köşesi var. Burada sanat köşemiz — kağıtlar, boyalar, hamur, her şey var. Ve şu masada oyun oynayabiliriz. İstediğin yere gidebilirsin.
[Melis yavaşça sanat köşesine yönelir.]
Melis:(Kalemlere bakarak) Bunlar ne kadar renk?
Danışman: Hepsini sayar mısın bakalım?
[Melis kalemleri saymaya başlar. Yavaş yavaş rahatlar.]
Melis: On altı tane.
Danışman: On altı. Sen resim yapmayı sever misin?
Melis: Evet. Babamla hep resim yapardık.
Danışman:(Yumuşakça) Babamla. Ne tür resimler yapardınız?
Melis: Arabalar, evler… Babam çok güzel uçak çizerdi.
Danışman: Uçak çizmek güzelmiş. Bugün istersen bir şeyler çizebiliriz, ya da sadece konuşabiliriz. Ya da hiçbir şey yapmayabiliriz. Burada kurallar yok, tamam mı?
[Melis yavaşça bir kağıt alır ve çizmeye başlar. Danışman yanına oturur, sessizce bekler.]
Melis:(Çizerken, düşünceli) Anneme ne söyleyeceksin bugün?
Danışman: Annene bugün ne yaptığımızı söylerim — resim yaptık, konuştuk diyebilirim. Bunun dışında seninle konuştuklarımız aramızda kalır. Söylemememi istediğin bir şey olursa söyleyebilirsin.
Melis:(Biraz rahatlar) Tamam.
Danışman: Melis, sana doğrudan bir şey sormak istiyorum. Annen bana babalık hakkında biraz anlattı. Babanı iki ay önce kaybetmişsiniz. Bu çok büyük ve çok zor bir şey. Şu sıralar nasıl hissediyorsun?
Melis:(Çizmeyi durdurur, elini kağıda koyar) Bilmiyorum.
Danışman: “Bilmiyorum” bazen çok karmaşık hissettiklerini anlatmanın en dürüst yolu olur. Anladım.
[Melis tekrar çizmeye başlar. Bir ev çiziyor, yanına insanlar ekliyor.]
Melis: Babam öldü mü gerçekten?
[Danışman bir an bekler. Bu soruyu ciddiye alır, hızlıca geçmez.]
Danışman: Evet Melis, baban gerçekten öldü. Kaza çok ağır bir kazaydı. Hastanedeki doktorlar elinden geleni yaptı, ama yaralanma çok şiddetliydi ve onu kurtaramadılar. Bu gerçek ve bu çok üzücü bir gerçek.
Melis:(Fısıldayarak) Anneme sordum, belki iyileşir diye…
Danışman: Bunu düşünmüş olman çok normal. Bazen gerçeği kabul etmek çok zor olur ve beynimiz “belki değildir” diye umuyor. Ama evet, baban artık burada değil. Ve bunu anlamak zaman alır — bazen uzun zaman.
[Sessizlik. Melis mavi bir kalem alır ve çizimine gökyüzü ekler.]
Melis: Babamın en sevdiği renk maviydi.
Danışman:(Yumuşakça) Onunla ilgili bir şeyi hatırlıyorsun. Bu çok güzel. Başka neler hatırlıyorsun?
Melis: Pazar günleri parka götürürdü beni. Salıncağı çok yüksek iterdi, annem kızardı. Babam gülerdi. (Hafifçe gülümser, sonra yüzü değişir) Artık gidemeyeceğiz.
Danışman: Evet, artık onunla parka gidemeyeceksin. Bu çok acı bir şey. O salıncak anını düşündüğünde vücudunda nerede bir şey hissediyorsun?
Melis:(Göğsüne bakıyor) Burada. Ağır gibi.
Danışman: O ağırlığı hissedebiliyorum ben de, seni anlatırken. Bu özlemdir, biliyor musun? Özlem hep göğüste oturur.
Melis’in “öldü mü gerçekten?” sorusu, kabuslar ve sosyal geri çekilme; TSSB belirtileri açısından dikkat gerektirmektedir. Bu noktada yaşa uygun, sohbet biçiminde travma belirtileri taranır. Resmi ölçek (UCLA-PTSD-RI) bir sonraki seansta anne eşliğinde uygulanacaktır.
Danışman: Melis, sana bazı sorular soracağım. Doğru ya da yanlış cevap yok. Sadece ne hissedersen onu söyle, tamam mı?
Melis:(Başını sallar)
Danışman: Geceleri kötü rüyalar görüyor musun?
Melis: Evet. Babamı görüyorum, sonra kayboluyor. Bağırarak uyanıyorum bazen.
Danışman: Gündüz bazen birden, hiç beklemeden, kazayı ya da o günü aklına geliyor mu? Sanki tekrar oluyormuş gibi?
Melis:(Düşünür) Bazen okuldayken birden aklıma geliyor. O gün annem kapıda bekliyordu. Yüzü çok kötüydü. O anı hatırlayınca bayılacakmış gibi oluyorum.
Danışman:(Dikkatle) O an çok önemli. Anneni kapıda gördüğün o an. Bunu bana biraz daha anlatabilir misin?
Melis:(Kalemi bırakır, elleri titremeye başlar) Okuldan çıktım. Annem oraya gelmişti. Ben de “neden?” dedim kendi kendime. Sonra yüzüne baktım ve anladım bir şeyler olduğunu. Yüzü hiç öyle olmamıştı. Bağırdım “ne oldu?” diye. O da “içeriye girelim” dedi. Ben “hayır, söyle” dedim. Sonra söyledi…
[Melis susar. Gözleri dolar ama ağlamaz. Elleri hâlâ titremektedir.]
Danışman:(Sessizce bekler. Sonra yavaşça) O anı taşımak çok ağır. Şu an burada benimle güvendesin. Ellerinin titrediğini görüyorum. Bu, bedeninin o anı hatırlamasıdır. Nefes alabiliyor musun?
Melis:(Derin nefes alır) Evet.
Danışman: Çok iyisin. Bu anı konuşmak kolay değil. Bugün burada olduğun için cesaretliydin. Biliyorsun, bu an — anneni kapıda gördüğün o an — biz bunu ilerleyen haftalarda birlikte çalışacağız, tamam mı? Bugün sadece var olduğunu bilmek yeterli.
Melis:(Başını sallar) Tamam.
Danışman: Sana bir şey daha sormak istiyorum. Bazı çocuklar bazen “keşke ben de bir şeyler yapabilseydim, belki kaza olmazdı” gibi düşünürler. Böyle düşünceler geliyor mu aklına?
Melis:(Durur, sonra çok yavaş) O gün… babam beni okuldan almaya gelecekti. Ama ben arkadaşımla oynamak için fikrimi değiştirdim, annem alsın dedim. Belki… belki o yola çıkmasaydı…
[Sessizlik. Danışman Melis’e doğru hafifçe eğilir.]
Danışman: Bu düşünceyi taşıyorsun. Bunu bana söylemen çok cesurca. Şimdi sana bir şey sormak istiyorum: O gün, senin fikrin değişmeden önce, baban o yola çıkar mıydı?
Melis:(Düşünür) Bilmiyorum…
Danışman: Baban sabah işe giden biri miydi?
Melis: Evet, hep araba kullanırdı.
Danışman: Demek kaza o sabah sabah işe giderken oldu. Senin fikrin değişmesiyle, babanın o sabah arabada olmasının bir ilgisi yok. Bu kaza, sen ne yapsan ne yapmassan olabilirdi. Ama biliyor musun, bu düşünce — “keşke ben de farklı yapsaydım” — bu düşünce çok normal. Çünkü beynimiz, sevdiğimiz birini kaybettiğimizde, kontrolümüzün olmadığını kabul etmek çok zor geldiği için bu tür düşünceler üretir. “Belki ben yapabilirdim” demek, “dünya hâlâ mantıklı bir yer” demek gibi hissettiriyor. Ama gerçek şu: Sen suçlu değilsin. Bu kaza senin değiştirdiğin planla ilgili değil.
Melis:(Gözleri dolar) Ama bazen yine de öyle hissediyorum.
Danışman: Biliyorum. Ve bu duygu hemen geçmeyecek. Ama ileride bu konuşmaya geri döneceğiz, tamam mı? Bu düşünceyle birlikte oturacağız, onu inceleyeceğiz. Bugün yalnızca şunu bilmeni istiyorum: Bu senin suçun değil.
Danışman:(Resme bakarak) Bu resimde kim var?
Melis: Bu bizim ev. Bu annem, bu ben, bu da babam. Bahçede barbekü yapıyoruz.
Danışman: Ailenle güzel bir anı çizmişsin. Bu resmi ne yapmak istersin?
Melis: Burada kalsın. Devam etmek istiyorum.
Danışman: Resmin burada güvende olacak. Ben onu özel bir yerde saklayacağım.
[Son 15 dakikada UNO oynarlar. Melis babasıyla nasıl oynadıklarını anlatır.]
Danışman: Bugün seninle vakit geçirdiğim için çok memnunum, Melis. Babanla ve o günle ilgili bazı zor şeyler konuştuk. Çok cesurdun. Haftaya yine görüşeceğiz. O zamana kadar sana bir görev vermek istiyorum: Babanla ilgili bir anını hatırla — mutlu ya da üzücü, farketmez. Sadece birini. Ve haftaya bana anlatırsın.
Melis: Tamam. (Durur) Ayşe Hanım… ağladığımı anneme söyleme, tamam mı? O da üzülüyor.
Danışman: Anlaştık, bugün söylemeyeceğim. Ama Melis, şunu söyleyeyim: Annen de üzgün, sen de üzgünsünüz. Ve belki bir gün, hazır hissettiğinde, birlikte üzülebilirsiniz. İkisi de aynı kişiyi özlüyor. Bu kötü bir şey değil. Ama bugün söylemeyeceğim.
Melis:(Hafifçe rahatlar) Tamam.
Seans Sonu — Anne ile Kısa Görüşme (5 dakika)
Danışman: Elif Hanım, Melis bugün çok iyi uyum sağladı. Resim yaptık, konuştuk, oyun oynadık. Önemli bazı konulara değindik. Önümüzdeki haftalarda birlikte daha derine gideceğiz. Sizinle ilgili önemli bir şey: Melis’in iyileşmesi sizin iyileşmenizle paralel gidiyor. Size de bir uzman arkadaşımı önermek istiyorum — kendi için. Bunu düşünür müsünüz?
Anne: Evet, düşüneceğim.
Danışman: Bir de şunu söyleyeyim: Melis sizi korumak istiyor. Kendi üzüntüsünü sizden saklıyor. Evde bunu fark ederseniz, ona “sen de üzülabilirsin, ben de üzülüyorum ama ikimiz de buradayız” diyebilirsiniz.
2. Oturum
Yas Acısını İşlemek, Travma Anlatısı ve Parentifikasyon
Worden Görev 1–2 · Dyregrov Travma Anlatısı · Rando Tamamlanmamış Veda · Parentifikasyon
[Melis ve anne bekleme odasındadır. Melis geçen haftaya göre biraz daha rahat görünmektedir. Oyuncak ayı yanındadır ama o kadar sıkı tutmamaktadır.]
Anne: Biraz daha iyi sanırım. Melis konuşmaya başladı biraz.
Melis: Babamın fotoğraflarına baktık annemle.
Danışman: Bu çok güzel. Bugün yine Melis’le baş başa çalışmak istiyorum. Seans sonunda sizinle konuşacağım, Elif Hanım.
[Anne beklemede kalır. Melis danışmanla odaya girer.]
Danışman: Merhaba Melis. Geçen hafta sana bir ödev vermiştim — babanla ilgili bir anı hatırlamak. Ne hatırladın?
Melis:(Oturur, düşünür) Geçen yaz denize gitmiştik. Babam kumda kale yapıyordu benimle. Annem kitap okuyordu. Çok güneşliydi. (Hafifçe gülümser) Babam kaleye taş koymamı söylemişti ama ben yanlış yere koymuştum, o güldü.
Danışman: O anıyı anlatırken gülümsüyorsun. Güzel. O kaleyi hatırlıyorsun demek ki.
Melis:(Gülümsemesi solar) Ama artık gidemeyeceğiz o denize.
Danışman: Evet, babanla gidemeyeceksin. Bu bir kayıp daha. Deniz kalesini kaybetmek — bunların hepsinin ayrı ayrı üzüntüsü var. Bunu fark etmek önemli.
Klinik Not — Sekonder Kayıplar (Rando)
Bu seansta sekonder kayıplar — babanın yokluğuyla birlikte kaybedilen tüm deneyimler — duygusal düzeyde işlenmeye başlanır. Yalnızca pratik roller değil, her birinin ayrı bir yas tutulması gereken kayıplar olduğu çerçevelenir.
Danışman: Melis, babanı kaybettiğinde sadece onu kaybetmedin. Onunla birlikte başka şeyler de gitti — parka gitmek, kale yapmak, uçak çizmek, barbekü… Bunların her biri ayrı bir kayıp. Şu an hangisi seni en çok üzüyor?
Melis:(Düşünür) Yatmadan önce hikaye anlatması. Her gece anlatırdı. Şimdi annem anlatmaya çalışıyor ama farklı. (Sessizce) Onun sesi farklıydı.
Danışman: Sesini özlüyorsun. Sesini hâlâ hatırlıyor musun?
Melis:(Gözleri dolar) Bazen. Ama bazen hatırlayamıyorum ve o zaman çok korkuyorum. Ya unutursam?
Danışman: Bu çok önemli bir korku. “Ya unutursam?” korkusu. Ve şunu söyleyeyim — bazen insanlar sevdiklerinin sesini, yüzünü hatırlamakta zorlanır. Bu onları unutmak değil. Sevgi hatırlıyor, ses bazen bulanıklaşabiliyor. Ama babanın sesini korumak için neler yapabilirsiniz?
Melis:(Düşünür) Annemin telefonda videoları var babanın. İzlemedim henüz.
Danışman: Bu çok değerli bir hazine. O videolara hazır hissettiğinde bakabilirsin. Acele etmene gerek yok. Ne zaman hazır hissedersen.
Danışman: Melis, geçen hafta anneni kapıda gördüğün anı konuşmuştuk. O günle ilgili sormak istediğim şeyler var. Hazır mısın?
Melis:(Biraz gerginleşir) Tamam.
Klinik Not — Dyregrov: Travma Anlatısının Açılması
Dyregrov’a göre çocukların travmatik haberi aldıkları an, çoğunlukla en güçlü anı parçalarından biridir. Bu anın işlenmesi, yas çalışmasının temelini oluşturur. Danışman bu sahneyi yavaşça ve güvenli biçimde açar; zorlamaz ama kaçmaz.
Danışman: O gün okuldan çıktığında, anneni görünce ne oldu tam olarak? Anlatabildiğin kadar anlat.
Melis:(Yavaşça) Okul çıkışında arkadaşlarımla çıktım. Annemi görünce şaşırdım, çünkü o günlerde beni hep anneannemi alıyordu. Sonra yüzüne baktım. Gözleri şişmişti. Ben hemen “ne oldu?” dedim. “İçeriye girelim” dedi. Ben “hayır söyle” dedim. (Sesi kırılıyor) “Baban bir kaza geçirdi” dedi. Ben “hastanede mi?” dedim. O başını salladı ama farklı bir şekilde. Ben de anladım. “Öldü mü?” dedim. O da…
[Melis durur. Ağlamıyor ama nefesi tutuklanmış gibidir.]
Danışman:(Sessizce bekler) Burada durabilirsin. Devam etmene gerek yok şimdi.
Melis:(Yutkunarak) O da başını salladı. (Uzun sessizlik) Orada dondum. Bacaklarım hareket etmedi.
Danışman: Donmak. Bedenin dondu. Bu, çok büyük bir şok karşısında bedenin yaptığı şeydir. Güvenli yere götürür seni. O anda etrafında ne vardı? Ne görüyordun?
Melis:(Düşünür) Arkadaşlarım hâlâ çıkıyordu kapıdan. Biri bana merhaba dedi, ben cevap veremedim. Annem beni tuttu. Elinin titrediğini hissettim.
Danışman: Annenin elinin titrediğini hissettim. Bu çok güçlü bir an. İkisinde de şok içinde, yan yana duruyordunuz. Şu an o anı hatırlarken vücudunda ne hissediyorsun?
Melis:(Göğsüne elini koyar) Yine o ağırlık. Ve boğazımda bir şey.
Danışman: O ağırlığa bir an dikkat ver. Sadece orada olduğunu fark et — onu değiştirmeye çalışmadan. (Sessizlik) Nasıl?
Melis: Hâlâ var ama… biraz farklı. Daha hafif gibi.
Danışman: Konuşmak bazen ağırlığın birazını alır. Bunu hep hatırla.
Danışman: Melis, sana başka bir şey sormak istiyorum. Cenaze oldu değil mi babanın? Sen katıldın mı?
Melis:(Başını iki yana sallar) Hayır. Annem “küçüksün” dedi.
Danışman: Bu konuda ne hissediyorsun?
Melis:(Düşünür) Kızgın olmuştum o zaman. Arkadaşlarım “gittiniz mi?” diye sordu, ben “hayır” dedim, onlar şaştı. Annem neden götürmedi ki?
Danışman: Annen seni korumak istedi — bu niyeti iyiydi. Ama şunu söyleyeyim: Çocukların cenazeden uzak tutulması bazen kaybın gerçekliğini anlamayı zorlaştırıyor. “Gerçekten gitti mi?” sorusu daha uzun süre kafada kalıyor. Sen de bununla boğuşuyorsun sanırım.
Melis:(Başını sallar) Bazen hâlâ “kapıdan girer” diye düşünüyorum.
Danışman: Bu çok normal. Bu düşünce uzun süre gelmeye devam edebilir. Ve bir gün daha seyrek gelecek. Ama mezarlığa gitmek isteyip istemediğini düşündün mü hiç?
Melis:(Tereddütle) Bilmiyorum. Korkunç mu orası?
Danışman: Sana dürüstçe anlatayım. Mezarlıklar filmlerden çok farklıdır. Genellikle çimenli, ağaçlı, sessiz yerlerdir. Babanın mezarı orada onun için yapılmış özel bir yerdir. Adı yazıyor taşta. Oraya giden insanlar çiçek bırakır, konuşur, dua eder. Korkunç değil ama üzücü olabilir. Buna hazır hissettiğinde, annenle konuşabilirsin.
Melis: Annem götürür mü acaba?
Danışman: Seans sonunda annenle birlikte konuşalım mı bu konuyu?
Melis: Evet. Ama… annem üzülür.
[Danışman bu cümleyi duyar ve bir an durur. Bu parentifikasyonun açık bir işaretidir.]
Danışman: Melis, az önce “annem üzülür” dedin. Sen anneni çok koruyorsun. Bunu fark ettim geçen hafta da. Annenin ağlamasını istemiyorsun, kendi ağladığını ona söylemek istemiyorsun. Bu çok düşünceli bir şey. Ama sana bir şey soracağım: Bu kadar korurken, sen nasıl hissediyorsun?
Melis:(Şaşırır) Nasıl yani?
Danışman: Yani… kendi üzüntünü saklarken, nereye koyuyorsun onu?
Melis:(Uzun bir sessizlik) Bilmiyorum. Pıtır’a anlatıyorum. Minnoş’a sarılıyorum. Bazen yastığıma vuruyorum.
Danışman: Pıtır ve Minnoş seninle. Bunlar iyi şeyler. Ama Melis, 9 yaşında bir çocuğun bir yetişkini korumak için kendi üzüntüsünü saklaması gerekmiyor. Annen hem yetişkin hem de senin annen — o kendi üzüntüsünü taşıyabilir. Ve ikisi birlikte ağlamak, birbirini daha güçlü yapar, daha zayıf değil. Bunu düşündün mü hiç?
Melis:(Gözleri doluyor) Annem ağlarsa ben daha çok korkuyorum. Sanki her şey dağılacakmış gibi.
Danışman: Ah. “Her şey dağılacak.” Bu çok önemli bir duygu. Annen ağladığında, “artık o da gidecek mi?” diye korkuyor olabilir misin?
Melis:(Çok yavaşça) Evet. Ya o da bir şey olursa?
Danışman: Bu korku — bazen travmatik bir kayıptan sonra çocuklarda olur. “Biri giderse, bir diğeri de gidebilir” korkusu. Bu tamamen anlaşılır. Ve bunu seninle çalışacağız. Ama şunu bilmeni istiyorum: Annenin ağlaması, onun gideceği anlamına gelmiyor. Ağlamak, üzüntünün dışarı çıkması. Annen burada, seninle.
[Sessizlik. Melis yavaşça Pıtır’ı kucağına alır.]
Melis: Bunu annemle konuşabilir miyiz?
Danışman: Evet, seans sonunda birlikte konuşabiliriz. Hazır mısın?
Melis: Evet.
Danışman: Şimdi seninle “Duygu Kutusu” yapmak istiyorum. Bu senin özel kutun olacak.
[Duygu kutusu çalışması yapılır. Melis kutuyu mavi ve mor renklerle süsler. Farklı duygular için kartlar yazılır: kızgınlık, üzüntü, özlem, korku, karışık duygular.]
Melis: Babama kızıyorum bazen. Neden bizi bıraktı?
Danışman: Öfke. Baban bu öfkeyi hak ediyor gibi hissettiriyor zaman zaman. Bu çok normal. Sevdiğimiz birinin bizi bırakmasına kızabiliriz. Ama bir şey sorayım: Baban sizi bırakmak istedi mi?
Melis: Hayır… o istemedi. Kaza oldu.
Danışman: Evet, kaza oldu. O da korkmuştur, o da üzülmüştür. Ve senin ona kızman tamam. Sevdiğimiz insanlara kızabiliriz. Bunu da kutuya yazalım mı?
Melis:(Biraz gülümser) Tamam. “Babama bazen kızıyorum ama yine de onu seviyorum.”
Danışman: Harika. İkisi aynı anda mümkün.
[Nefes tekniği ve güvenli yer tekniği öğretilir. Melis güvenli yerini deniz kıyısı olarak seçer.]
Melis:(Gözler kapalı) Babam ve ben kale yapıyoruz. Annem kitap okuyor. Çok güneşli…
Danışman: O anı taşıyabiliyorsun. O an hep seninle. Kimse onu alamaz.
Seans Sonu — Anne ile Ortak Konuşma (15 dakika)
[Danışman ve Melis bekleme odasına çıkar. Danışman anneyi de odaya davet eder.]
Danışman: Elif Hanım, Melis bugün benimle bir şeyi paylaşmak istedi. Anlatır mısın Melis?
Melis:(Annesine döner, biraz gözleri doluyor) Anne… sen ağlayınca ben çok korkuyorum. “Her şey dağılacak” gibi hissediyorum. Ya sen de gidersen diye…
[Annenin gözleri dolar. Melis’e sarılır.]
Anne:(Sesi titreyerek) Ben buradayım canım. Ben hiçbir yere gitmiyorum.
Danışman: Elif Hanım, bu korkuyu Melis’e her gün söyleyebilirsiniz. “Ben buradayım, ben hiçbir yere gitmiyorum.” Bu cümle çok önemli. Ve Melis, sen annenin ağlamasını engellemeye çalışmak zorunda değilsin. Annen ağlarsa o dağılmıyor — o sadece üzülüyor. Ve iki üzgün insan birlikte ağlayabilir, bu ikisini de daha güçlü yapar.
Melis:(Annesine bakarak) Ben de ağladığımda söyleyebilir miyim sana?
Anne:(Gözyaşlarıyla) Evet canım. Her zaman söyle. Ben buradayım.
Danışman: Ayrıca Melis, mezarlığa gitmek istediğini söylemek istiyordu.
Melis: Gidebilir miyiz?
Anne: Evet canım. Bu hafta sonu gidelim. Sana önceden anlatırım nasıl bir yer olduğunu.
3. Oturum
Yeni Dünyaya Uyum, Sekonder Kayıplar ve Suçluluk Çalışması
Worden Görev 2–3 · Rando Sekonder Kayıplar · Parentifikasyon Devamı · Anne-Çocuk Ortak Çalışma
[Melis bu oturuma annesiyle gelir. Oyuncak ayı yoktur. Danışmanı görünce gülümser. Anne de daha rahat görünmektedir.]
Danışman: Merhaba Elif Hanım, merhaba Melis. Pıtır bugün gelmedi mi?
Melis:(Gülümser) Evde bıraktım. Artık her yere taşımak zorunda değilim.
Danışman: Bu küçük ama güzel bir değişim. Nasıl geçti hafta?
Anne: Çarşamba günü mezarlığa gittik. İkimiz de ağladık. Ama eve gelince birlikte oturduk, konuştuk. O gece Melis bana sarılarak uyudu.
Melis: Babamın adını gördüm taşta. “Sevgili eşimiz ve babamız” yazıyordu. Çiçek koyduk. Ve onunla konuştum, içimden.
Danışman: Babanla konuştun. Ne söyledin?
Melis:(Düşünceli) Onu özlediğimi. Okuldaki resim yarışmasını kazandığımı. (Duraklıyor) Bir de kızdığımı söyledim. Bizi neden bıraktın diye.
Danışman: Bunları söyleyebildin. Hem özlemini hem öfkeni. Bu çok cesurca.
Melis:(Cebinden küçük bir taş çıkarır) Oradan bir taş aldım. Anneme sordum, o da tamam dedi. Böylece babamın yanından bir parça hep benimle olacak.
Danışman:(Taşı dikkatle inceler, Melis’e geri verir) Bu çok anlamlı bir düşünce. Kendini ve babanın arasında bir bağlantı noktası kurdun.
Klinik Not — Bu Seans: Anne ile Ortak Çalışma (Webb)
Bu seans, Webb’in Tripartite Modeli doğrultusunda ilk kez anne-çocuk ortak çalışmasını içermektedir. Danışman hem Melis’i hem de anneyi seansa dahil eder; parentifikasyon örüntüsü birlikte ele alınır ve yas sürecinin paylaşılması pekiştirilir.
Danışman: Bugün farklı bir şey yapmak istiyorum. Annenizin de seansa katılmasını istiyorum — sadece başlangıcı için. Elif Hanım, içeri gelebilir misiniz?
[Anne terapi odasına alınır. Üçü birlikte otururlar.]
Danışman: Geçen hafta Melis bana çok önemli bir şey söylemişti — anneniz ağlayınca “her şey dağılacak” diye korktuğunu. Ve bunu sizinle paylaştı. Bu hafta ne oldu?
Anne:(Melis’e bakarak) Çarşamba akşamı ikimiz birlikte ağladık. Ben ona “ben buradayım, ben hiçbir yere gitmiyorum” dedim. O da bana sarıldı.
Danışman: Melis, bu nasıldı?
Melis:(Düşünür) Başta korkutucu geldi. Ama sonra… daha hafif hissettim. Annem dağılmadı.
Danışman: Annen dağılmadı. Bu çok önemli bir şey öğrendin bu hafta. (İkisine birden bakarak) Elif Hanım, Melis size çok bakmaktadır. O hem kendi yasını yaşıyor hem de sizi korumaya çalışıyor. Siz de hem kendi yasınızı yaşıyor hem de onu korumaya çalışıyorsunuz. İkisi de birbirini korurken, kim kendi üzüntüsüyle kalabiliyor?
[Anne ve Melis birbirine bakar. İkisinin gözleri de doluyor.]
Danışman: Bu birbirini koruma isteği çok güzel bir şeyden geliyor — sevgiden. Ama sevginizi en iyi şekilde yaşatmak için, zaman zaman birbirinizin önünde de üzülmeniz gerekiyor. “Ben üzgünüm” demek zayıflık değil, dürüstlük.
Melis:(Yavaşça) Annem, sen ne zaman üzülüyorsun en çok?
Anne:(Sesi kısılıyor) Sabahları. Kalktığımda yatağın diğer tarafının boş olduğunu görünce. Ve seni okula bırakırken.
Melis: Ben de okul çıkışında. Çünkü bazen babam aklıma geliyor orada.
[Uzun bir sessizlik. İkisi de ağlıyor, ama birlikte.]
Danışman: İşte bu. İkisi birlikte, açık. Bu, iyileşmenin kendisi.
[Anne kısa süre sonra bekleme odasına döner. Melis danışmanla devam eder.]
Danışman: Melis, geçen hafta bir şeyi bitirememişiz. Suçluluk konusunu. Hatırlıyor musun — “ben fikrimi değiştirmeseydim” düşüncesi?
Melis:(Başını sallar) Evet. Hâlâ geliyor bazen o düşünce.
Danışman: Biliyorum. Ve bu düşünce bir anda geçmez. Bugün seninle biraz daha çalışmak istiyorum. Sana bir oyun oynatalım. Hazır mısın?
Melis: Tamam.
Danışman:(İki boş sandalye koyar) Bu sandalyelerden biri senin, diğeri ise o düşüncenin sandalyesi — yani “ben suçluyum” düşüncesinin. O düşünce ne diyor sana? Sesini ver ona.
Melis:(Biraz tuhaf bularak güler, sonra ciddileşir) Şey… “Sen fikrini değiştirdin ve baban yola çıktı ve öldü.”
Danışman: Şimdi sen ona cevap ver. Ne söylersin?
Melis:(Düşünür) Babam zaten o sabah işe gidiyordu. Ben aramıyordum.
Danışman: Dur, dur. Bu çok önemli. Bunu tekrar söyle.
Melis: Babam o sabah zaten işe gidiyordu. Her gün arabayla gidiyordu.
Danışman: Evet. Baban o sabah beni alsın ya da annem alsın fark etmeksizin araba kullanacaktı. Bu kaza, senin planını değiştirip değiştirmemenle ilgili değil. Peki o düşünce şimdi ne diyor?
Melis:(Boş sandalyeye bakarak) Hiçbir şey diyemiyor.
Danışman: Evet. Bazen düşüncelere doğrudan cevap verdiğimizde susuyorlar. Bu düşünce yine gelecek — ama geldiğinde ne diyeceğini şimdi biliyorsun. “Babam o sabah zaten işe gidiyordu.”
Melis:(Tekrar eder) Babam o sabah zaten işe gidiyordu.
Danışman: Bu cümleyi duygu kutuna yaz.
[Melis yazar: “Babam o sabah zaten işe gidiyordu. Bu benim suçum değil.”]
Danışman: Şimdi başka bir şeyi konuşmak istiyorum. Babanın yaptığı şeyleri özlüyorsun — bunu hep konuşuyoruz. Ama her özlediğin şey ayrı bir kayıp. Bisiklet kaybı, hikaye kaybı, park kaybı… Bunları listeleyelim mi? Hem ne kaybettiğini görelim hem de bunların her birinin üzüntüsünü tanıyalım.
[Melis ve danışman birlikte bir liste yaparlar. Her bir kaybı yazarken danışman sorar: “Bu kaybı düşününce vücudunda ne hissediyorsun?”]
Melis:(Bisiklet için) Karnımda bir boşluk gibi. (Hikaye için) Boğazımda bir şey. (Pazar sabahı pancake için)(Durur, ağlar) Bu en zoru. Her pazar yapardı.
Danışman: Pazar sabahı pancake. Bu çok özel bir şeydi. Sadece pancake değildi, o zamanla birlikte olan her şeydi. Nasıl bir sabah olurdu?
Melis:(Ağlayarak anlatır) Uyandığımda mutfaktan koku gelirdi. Babam önlük giyerdi, çok komikti. Annem de gelirdi, üçümüz yerdik. Babam çikolata sosu dökerdi her şeyin üstüne, annem “fazla” derdi…
Danışman:(Sessizce dinler. Sonra) O pazar sabahlarını kaybettin. Her kayıp için ağlayabilirsin. Bunların hepsi gerçek kayıplar.
Melis:(Bir süre ağladıktan sonra derin nefes alır) Biraz daha hafif hissettim şimdi.
Danışman: Ağlamak bazen ağırlığı biraz alır. Şimdi “Değişen Roller” çalışmasına geçelim — ama bu sefer, pratik çözümlere bakmadan önce, her kaybın üzüntüsünü tam olarak tanıdık. Şimdi, bu kayıpların yerine kim ne yapabilir — birlikte bakalım.
[Liste yapılır. Bisiklet için dayı, hikaye için anne, pancake için “belki annemle birlikte deneriz” — Melis bu fikri kendisi bulur.]
Melis: Annemle pancake yapmayı deneyebiliriz. Babanın tarifiyle. Ama farklı olacak.
Danışman: Farklı olacak. Evet. Aynısı olmayacak. Ve bu gerçek. Ama yeni bir şey de olabilir — annenle paylaştığın yeni bir şey. Babanın anısını taşıyan ama seninle annenin birlikte kurduğu bir şey.
Melis:(Düşünür) Annem pancake yaparken babamı anlatabilir. Nasıl yaptığını gösterirdi bana diye.
Danışman: İşte bu. Anın içinde babayı yaşatmak. Buna “süregelen bağ” diyoruz — bağ devam ediyor, sadece farklı bir biçimde.
Seans Sonu — Anneyle (10 dakika)
Danışman: Elif Hanım, bu hafta Melis’in suçluluk düşüncesiyle çalıştık. Evde bu düşünce gelirse Melis’e şunu söyleyebilirsiniz: “Baban o sabah zaten işe gidiyordu. Bu senin suçun değil.” Ve bunu Melis’in ağzından da duymanız önemli.
Danışman: Ayrıca, pazar sabahları zorlu olacak. Pancake geleneği konusunda Melis’in bir fikri var — sizinle paylaşmasını bekleyin.
Danışman: Son olarak: Sizi bir meslektaşıma yönlendirmek istiyorum. Kendi yas süreciniz için. Bu bir lütuf değil, Melis’in iyileşmesinin parçası.
Anne: Evet. Hazır olduğumu düşünüyorum artık.
4. Oturum
Duygusal Bağı Yeniden Konumlandırmak, Tamamlanmamış Veda ve Süregelen Bağ
Worden Görev 4 · Rando Tamamlanmamış Veda · Continuing Bonds · Mektup Çalışması
[Melis gelir, daha dik oturmaktadır. Annesiyle gülerek bir şeyler anlatırken danışmanı görür, el sallayarak selamlar. Bu, ilk seanstaki Melis’ten çok farklı biridir.]
Danışman: Merhaba Melis. Bugün çok iyi görünüyorsun. Haftanız nasıl geçti?
Melis:(Heyecanla) Dayımla bisiklete başladık! İki kez geldi. Neredeyse tek başıma sürebiliyorum.
Danışman: Vay! Ve annenle pancake?
Melis:(Gülümser, sonra biraz hüzünlenir) Yaptık. Annem babamın nasıl yaptığını anlattı. Ben de çikolata sosu döktüm — annem yine “fazla” dedi. (Güler, sonra gözleri dolar) Güldüm ama ağladım da.
Danışman: Güldüm ama ağladım da. Bu iki şeyin aynı anda olması — bu iyileşmenin sesidir. Karışık duygular.
Klinik Not — Rando: Tamamlanmamış Veda
Bu seansta Rando’nun “tamamlanmamış veda” çalışması uygulanır. Melis babasıyla vedalaşamadı — cenaze yoktu, son görüşme olmadı. Bu eksiği kapatmak için hayal canlandırma ve mektup tekniği kullanılır.
Danışman: Melis, bugün sana özel bir şey yapmak istiyorum. Babanla vedalaşamadın — cenaze olmadı senin için. Bu eksik kalan bir şey. Bugün bu eksikliği bir parça kapatmak için çalışalım. Hazır mısın?
Melis:(Sessizce) Tamam.
Danışman: Gözlerini kapat. Babanı zihninde canlandır — sana en çok yakışan haliyle. Onu görebiliyor musun?
Danışman: Ona bir şey söyleme şansın olsaydı — son kez — ne söylerdin?
[Uzun bir sessizlik. Melis’in dudakları titremeye başlar.]
Melis:(Fısıltıyla) Seni çok seviyorum. Çok özleyeceğim. Ve… ve kızdığımda da seni seviyorum. Hep seviyorum.
[Ağlar. Danışman sessizce bekler.]
Danışman:(Çok yavaş) Şimdi baban sana ne söylüyor?
Melis:(Uzun sessizlik, sonra) “Ben de seni seviyorum. Kızmak da tamam. Sen hep benim kızımsın.”
[Daha uzun bir sessizlik. Melis derin nefes alır.]
Danışman: Gözlerini yavaşça açabilirsin.
[Melis gözlerini açar. Yüzü hem ağlamış hem hafiflenmiş görünmektedir.]
Danışman: Nasıl hissediyorsun?
Melis:(Düşünceli) Sanki gerçekten söyledim. Sanki duydu.
Danışman: Bir şeyler söyledin ve taşıdığın şeylerden bir kısmı bırakıldı. Bu önemli bir adım.
Danışman: Şimdi sana bir mektup yazdırmak istiyorum. Babana. Söylemek istediğin her şeyi — sevgini, özlemini, öfkeni, sorularını, haberlerini. Herhangi bir sırayla, herhangi bir şekilde. Bu mektup senin.
[Melis uzun süre yazar. Arada duraklıyor, arada gülümsüyor, arada gözleri dolup devam ediyor.]
Sevgili Babam,
Seni çok özlüyorum. Her pazar sabahı pancake yaptığında güzel kokular gelirdi. Şimdi annemle yapıyoruz ama sen olmasan da seni düşünüyoruz.
Bazen sana kızıyorum. Neden gittin? Bu adil değildi. Ama Ayşe Hanım dedi ki seni bırakmak istemedin, kaza oldu. Bunu biliyorum aslında.
Resim yarışmasını kazandım. Keşke bilseydin. Bisiklete dayımla öğreniyorum ama sen öğretmek istedin, bu üzücü.
Senin en sevdiğin renk hâlâ mavi. Ben de çizimlerime hep biraz mavi koyuyorum, senin için.
Büyüyünce veteriner olmak istiyorum. Sen hayvanları çok severdin. Belki bu seni mutlu eder.
Seni unutmayacağım. Mezarından bir taş aldım, hep yanımda. Annemle gidiyoruz oraya. Seninle konuşuyorum.
Seni seviyorum.
Melis
Danışman: Bu mektubu anı kutuna koymak ister misin?
Melis: Evet. Ve bazen yeni mektuplar da yazacağım. Haftada bir belki.
Danışman: Bu güzel bir alışkanlık olabilir. Babanla olan bağını sürdürmenin bir yolu.
Danışman: Şimdi “Babamdan Öğrendiklerim” listesi yapalım. Baban sana hangi önemli şeyleri öğretti?
[Melis yavaşça yazar:]
Cesur olmayı — korkunca bile denemek
Hayvanları sevmeyi
Gülmeyi ve şakalar yapmayı
Yardım etmeyi
Dürüst olmayı
Müziği ve şarkı söylemeyi
Uçak çizmeyi
Pancake yaparken çikolata sosu her şeyin üstüne dökmeyi
Danışman: Bu liste. Bu listenin her maddesi babanın bir parçası. Ve bunları taşıyorsun içinde. Büyüdükçe bu listeye yeni şeyler eklenecek — “babam bana şunu öğretmişti” diye yeni anlar hatırlayacaksın.
Melis:(Listeye bakıyor) Annem bazen “tıpkı baban gibi gülüyorsun” diyor. Hoşuma gidiyor.
Danışman: İşte bu — baban sende yaşıyor. Bu bağ kesilmiyor, dönüşüyor. Bunu ilerleyen haftalarda daha çok konuşacağız.
Seans Sonu — Anne ile (10 dakika)
Danışman: Elif Hanım, Melis bugün babasına yazdığı mektupla çok önemli bir adım attı. Tamamlanmamış vedanın bir bölümü işlendi. Evde mektup yazma alışkanlığını destekleyebilirsiniz — “babanla ne konuştun?” diye merak edebilirsiniz ama zorlamamalısınız.
Danışman: “Babamdan Öğrendiklerim” listesini de birlikte görmek isteyebilirsiniz. Bu listeyi büyütebilirsiniz — “baban seni nasıl böyle güldürüyordu?” gibi sorularla.
Danışman: Bir de şunu söyleyeyim: Bisiklet ve pancake gibi yeni ritüeller oluşturmak çok doğru gidiyor. Bu ritüeller, babanın anısını yaşatmanın somut yolları.
5. Oturum
Beden Belleği, Anı Kutusu Derinleştirme ve Yas Ritüellerinin Pekiştirilmesi
Worden Görev 2–4 · Dyregrov Beden Belleği · Rando Tamamlanmamış Yas · Continuing Bonds · Klass
Klinik Not — Bu Seans
Bu seans, travma belirtilerindeki değişimi gözlemlerken yas çalışmasının derinleştirilmesine odaklanır. Melis’in bedeni hâlâ babanın yokluğunu “hatırlıyor” — koku, dokunuş, ses yoluyla. Dyregrov’a göre bu beden belleği, yas sürecinin önemli bir boyutunu oluşturur ve bilinçli biçimde çalışılması gerekir.
[Melis bu kez öncekilerden farklı olarak daha enerjik gelmektedir. Elinde küçük bir kutu taşımaktadır — geçen haftadan bu yana evde üzerinde çalıştığı anı kutusu.]
Danışman: Merhaba Melis. O kutu ne?
Melis:(Heyecanla) Anı kutumu eve götürdüm ve içine şeyler koydum. Size getirmek istedim.
Danışman: Görebilir miyim?
[Melis kutuyu açar. İçinde: babasının cüzdanından aldığı bir fotoğraf, mezardan getirdiği taş, babasının yazdığı bir doğum günü kartı ve küçük katlanmış kağıtlar.]
Danışman: Bu kağıtlar ne?
Melis: Babama yazdığım küçük notlar. O gün mektup yazdım ama bazen daha kısa şeyler yazmak istiyorum. “Bugün bisiklette ilk kez düşmeden sürdüm” gibi.
Danışman:(Gülümser) Babanla günlük küçük güncellemeler paylaşıyorsun. Bu çok güzel bir bağ kurma yolu. Devam et. (Fotoğrafa bakar) Bu resimde baban nasıl görünüyor?
Melis:(Fotoğrafı alır) Bu bizim son tatilimizden. Güneş gözlüklü. Gülüyor. (Sessizce) Bu fotoğrafa her gün bakıyorum. Bazen çok zor oluyor, bazen iyi.
Danışman: Her gün bakıyorsun. Peki bugün baktığında ne hissediyorsun?
Melis:(Uzun bir sessizlik) Hem mutlu hem üzgün. Güneş gözlükleri çok yakışıyordu. Ve gülüşü… (Durur) Annem “tıpkı baban gibi gülüyorsun” diyor. Ben de bazen aynaya bakıp gülümsüyorum, babamı görmeye çalışıyorum.
Danışman: Aynada babanı arıyorsun. Bu çok güçlü bir şey. Ve haklısın — o gülüş senin içinde. Söyle bana, bu hafta bedenin babanı ne zaman “hatırladı”?
Melis:(Biraz şaşırarak) Nasıl yani?
Danışman: Bazen bir koku, bir ses, bir dokunuş — birden babana ait bir şeyi hatırlatabilir. Ve beden tepki verir, beyin henüz hazır olmadan önce. Bu haftada böyle bir an oldu mu?
Melis:(Düşünür) Evet. Annemin dolabından bir kazak çıktı — babamın eski kazağı. Anneme sordum, “Babanındı, saklamışım” dedi. Kokladım. (Sesi kısılır) Tam onun gibiydi. Ve birden… dizlerim titredi. Oturdum yere.
Danışman: Dizlerin titredi. Beden, senden önce bildi. Bu beden belleği — bedenin kokunun içinde babanı sakladığını bilmesi. Bu titremeyi hissedince ne yaptın?
Melis: Kazağı tutarak ağladım. Uzun süre. Sonra annem geldi, o da ağladı. İkimiz birlikte kazağı tuttuk.
Danışman:(Sessizce) İkimiz birlikte kazağı tuttuk. Bu cümle… bu çok güçlü. İkisi de birlikte yas tuttu. Sen artık yas tutmak için annenin görmemesini beklemiyor musun?
Melis:(Düşünür) Hayır. Artık beklemiyorum. Annem de üzülüyor, ikimiz de üzülüyoruz. Bu ayrı ayrı değil, birlikte daha iyi.
Danışman: Bu cümleyi bir yere yaz. “Yas tutmak birlikte daha iyi.”
Klinik Not — Dyregrov: Beden Belleği ve Duyusal Bağlar
Dyregrov, çocuklarda yas sürecinde duyusal belleğin — koku, ses, dokunuş — özel bir önem taşıdığını vurgular. Bu duyusal anılar, bilinçli bir anlatıdan çok daha derine işler ve ani biçimde ortaya çıkabilir. Bu anları “patolojik tepki” olarak değil, yas sürecinin bileşeni olarak çerçevelemek önemlidir.
Danışman: Melis, o kazak şu an nerede?
Melis: Annem geri koydu dolaba. Ama ben bazen gidip kokluyorum.
Danışman: Bu güzel. Ve bu koku — bir gün solacak. Koku zamanla değişir. Biliyorum bu üzücü bir şey. Ama o kokunun içinde ne var bilmek ister misin?
Melis:(Merakla) Ne var?
Danışman: Babanın o kazağa verdiği her gün var. Onu giyip işe gittiği her sabah. Seninle oynadığı akşamlar. Bu anlar kazağa işledi. Ve sen o anları kokladın. Koku solsa da, sen bu anları hep taşıyacaksın. Anı kutunda mı bir yer açalım buna?
Melis:(Kutuya bakarak) Kazaktan küçük bir parça isteyebilir miyim anneden?
Danışman: Bu fikri annene söyleyebilirsin. Büyük bir kesim gerekmez — küçük bir parça. Anı kutunun içinde her zaman o kokuyu tutmak için.
Danışman: Şimdi anı kutunun içindekilere bakalım. Fotoğraf, taş, kart, notlar… Bir şey eksik mi?
Melis:(Düşünür) Babamın sesini koyamıyorum. Bu üzücü.
Danışman: Sesini direkt koyamazsın ama bir şey yapabiliriz. Annenin telefondaki videolar — hazır hissettiğinde, onlardan birini izleyebilirsin. Ve izledikten sonra “bugün babanın sesini duydum” diye bir not yazabilirsin. Bu notu kutuna koyabilirsin.
Melis:(Yavaşça) Hazır mıyım acaba?
Danışman: Bunu sadece sen bilirsin. Zorunluluk yok. Ama şunu söyleyeyim: “Korkuyorum ama merak ediyorum” duygusu var mı içinde?
Melis:(Başını sallar) Evet, ikisi de.
Danışman: O zaman hazır olmaya yakınsın. Annenle birlikte yapabilirsiniz — yalnız başına olmak zorunda değilsin. Ve izlerken ağlarsanız, bu ağlamak iyi bir şeydir.
Danışman: Şimdi sana farklı bir şey sormak istiyorum. Babanın ölümünü ilk öğrendiğin günden bu yana gecelerin nasıl geçiyor?
Melis: Daha iyi. Kabuslar azaldı. Hâlâ bazen geliyor ama her gece değil.
Danışman: Kabus geldiğinde ne yapıyorsun?
Melis: Uyanıyorum, Minnoş’u arıyorum. Ya da güvenli yere gidiyorum — deniz kalesine.
Danışman: Deniz kalesini kullanıyorsun. Çok iyi. Peki kabus geldiğinde artık annenin odasına gidiyor musun?
Melis:(Biraz utanarak) Bazen gidiyorum. Anneme söylemeye çalışıyordum.
Danışman: Bu iyi bir şey. Gece korktuğunda annenin yanına gitmek çok normaldir — sen hâlâ 9 yaşındasın. Ve annen senin için orada. Bu utanılacak bir şey değil, tersine, “annem burada ve güvende” bilincinin gelişmesidir.
Melis:(Rahatlar) Anneme de yük olmak istemiyorum.
Danışman: Dur bir dakika. “Yük olmak istemiyorum” dedin. Bu cümle sana tanıdık gelmiyor mu? Annenin ağlamasını görmek istemiyorsun, gece gidemiyorsun çünkü yük olmak istemiyorsun… Melis, sen neyin altında eziliyorsun burada?
Melis:(Sessizce) Annem zaten çok üzgün. Bir de benim için mi üzülsün?
Danışman:(Sakin ama doğrudan) Elif Hanım’a bir şey sormak istiyorum, ama o burada değil. Sana soruyorum: Annen seni görünce ne hisseder sence? Koku aldığında, dizlerin titreyerek yere oturduğunda?
Melis:(Düşünür) Geldi yanıma ve sarıldı. Ağlamak için gitmedi. Benimle kaldı.
Danışman: Benimle kaldı. Bu önemli. Annen seni görünce yük değil, kız görüyor. Ve geceleri yanına gittiğinde, bu ona bir şey veriyor — sen de oradasın demek. Birbirini taşımak, birbirine yük olmak değil.
Seans Sonu — Anne ile (10 dakika)
Danışman: Elif Hanım, bu hafta çok güzel bir an olmuş — kazak. Bunu Melis anlattı. Birlikte ağlamanız, birlikte tutmanız… Bu tam da iyileşme için gerekli olan şey.
Danışman: Bir önerim var: Babanın kazağından küçük bir parça anı kutusuna koymak için izin isteyebilir Melis. Bunu nasıl karşılarsınız?
Anne:(Duygulanarak) Tabii ki. Belki ben de kendime küçük bir parça alırım.
Danışman: Bu harika. İki ayrı küçük parça, iki ayrı anı kutusu. Bir de söyleyeyim: Telefondaki videolara hazır olduğunuzda, birlikte izlemenizi öneririm. Yalnız başına değil.
Danışman: Meslektaşımla görüşmeye başladınız mı?
Anne: Geçen hafta ilk görüşmemi yaptım. Çok iyi geldi.
Danışman: Bunu duyduğuma çok sevindim. Devam edin.
6. Oturum
Yeni Dünyaya Uyum, Okul Koordinasyonu ve Sosyal Hayata Dönüş
Worden Görev 3 · Dyregrov Ekosistem Yaklaşımı · Webb Tripartite Model · Sosyal İşlev
Klinik Not — Dyregrov: Ekosistem Yaklaşımı
Dyregrov, yas danışmasının yalnızca bireysel çocukla değil, çocuğun ekosistemiyle — okul, öğretmen, akran grubu — birlikte yürütülmesi gerektiğini vurgular. Bu seans öncesinde annenin onayıyla Melis’in öğretmeniyle kısa bir görüşme yapılmıştır. Bu görüşmenin içeriği bu seansta Melis’le paylaşılacaktır.
[Melis bugün annesiyle değil, yalnız gelmiştir. Bu küçük ama anlamlı bir bağımsızlaşma işaretidir.]
Danışman: Merhaba Melis. Annen bugün gelmedi mi?
Melis:(Gülümser) Ben “tek başıma gidebilirim” dedim. Anneannem bıraktı, dışarıda bekliyor.
Danışman: Bu çok önemli bir adım. Nasıl hissettirdi?
Melis:(Düşünür) İlk başta korkuttu. Ama arabada “ben yapabilirim” dedim kendi kendime. Babam da böyle derdi — “dene bakalım, belki becerebilirsin.”
Danışman: Babanın sesi aklına geldi. Bu listedeki ilk madde — “cesur olmayı öğretti” — işte bu.
Melis:(Gururla) Evet. O listeye yeni bir şey ekleyeceğim: “Korksan da dene demeyi.”
Danışman: Bu hafta okulda nasıl geçti?
Melis: İdare eder. Elif beni yemeğe davet etti, gittim bu kez. Babası vardı. Biraz zor oldu ama… Elif’in babası çok nazik davrandı bana. “Resim yaptığını duydum, çok iyi” dedi. Ben de ağlayacak gibi oldum ama tutumdum.
Danışman: Tutumdum. Nasıl tutumdum?
Melis: İçimden deniz kalesine gittim. Bir iki nefes aldım. Sonra geçti.
Danışman: Güvenli yer tekniğini orada, gerçek hayatta kullandın. Bu çok önemli. Peki Elif’in evinden dönerken nasıl hissediyordun?
Melis:(Biraz şaşırarak) İyi hissettim. Gitmekten korktum ama gitmenin iyi olduğunu fark ettim.
Danışman: “Gitmenin iyi olduğunu fark ettim.” Bu önemli bir öğrenme. Kaçmak kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede korku büyür. Gitmek ise her seferinde biraz daha kolaylaşır.
Danışman: Melis, geçen hafta öğretmeninle kısa bir görüşme yaptım — annen izin vermişti. Bunu bilmek nasıl hissettiriyor?
Melis:(Biraz tedirgin) Ne konuştunuz?
Danışman: Sana nasıl destek olabileceğini konuştuk. Ona şunları söyledim: Melis’in zor günleri olabilir, özellikle babanla ilgili anıların tetiklendiği anlarda. Öğle aralarında yanına gidebileceğini bilmesi yardımcı olabilir. Bunun dışında seni “farklı” hissettirmeden, sınıfta normal bir çocuk gibi görmesi önemli.
Melis:(Rahatlar) Öğretmenim “İyi misin?” diye sık sık soruyor. Bazen iyi bir şey, bazen rahatsız oluyor.
Danışman: Bunu ona söyledin mi hiç?
Melis: Hayır.
Danışman: Bunu söylemek ister misin? “Öğretmenim, bazen sormak iyi geliyor ama bazen herkes gibi görülmek istiyorum” demek?
Melis:(Düşünür) Evet. Ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.
Danışman: Şimdi benimle dene. Ben öğretmenin olayım.
[Rol oyunu yapılır. Melis başta çekinerek, sonra daha güvenle öğretmenine nasıl konuşacağını prova eder.]
Melis:(Öğretmenine sanki söylüyormuş gibi) Öğretmenim, bazen sormanız iyi geliyor. Ama bazen sadece normal bir öğrenci gibi hissedmek istiyorum. Her ikisi de olabilir mi?
Danışman:(Öğretmen rolünden çıkarak) Bu mükemmel bir cümle. Hem ne istediğini söyledin, hem sınır koydun, hem de nezaketi korudun. Bunu gerçekten söylemeye hazır mısın?
Melis:(Biraz tereddütle) Sanırım evet.
Danışman: Şimdi seninle “Benim Zamanım” çizelgesini güncellemek istiyorum. Geçen aylarda çok şey değişti. Şu an haftanı nasıl geçiriyorsun?
Melis: Annemle her cumartesi bir şey yapıyoruz. Alışveriş, ya da film, ya da sadece evde oturup konuşuyoruz.
Danışman: Anne-kız günü. Bu kimin fikri olmuştu?
Melis:(Gülümser) Benim. Annem “tamam” dedi.
Danışman: Ve bunun içinde babana ait bir şey var mı?
Melis:(Düşünür) Bazen annem o günlerde babamı anlatıyor. Nasıl tanıştıklarını, nasıl biri olduğunu. Bunları dinlemek çok güzel. Öğrenmediğim şeyler var hâlâ.
Danışman: Annenden babanı öğrenmeye devam ediyorsun. Bu da süregelen bağın bir parçası. Babandan sana doğrudan öğrendiklerin var — o liste. Bir de annenden babanı öğrendiklerin. Bu ikincisi hiç bitmez.
Melis:(Dalgın bir yüzle) Anneannem de anlattı geçen hafta. Babam küçükken çok haylaz olmuş. Ağaçtan düşmüş, alnını dikiş atmışlar. (Güler) Hâlâ iziymiş.
Danışman: Bu anı anı kutuna koymak ister misin? “Babam küçükken ağaçtan düşmüş, alnında iz varmış” — bu onun hikayesinin bir parçası. Ve sen o hikayeyi öğreniyorsun.
Melis:(Heyecanla) Evet! Anlatılan şeyleri kutuya not olarak ekleyebilirim. “Anneannemden öğrendiklerim” diye.
Danışman: Harika bir fikir. Anı kutusu büyümeye devam edecek. Büyüdükçe içi dolacak — onun sesinden, onun kokusundan, onun hikayelerinden.
Seans Sonu — Anneanneyle Kısa Görüşme (5 dakika)
Danışman: Melis bugün çok güzel bir adım attı — tek başına geldi. Bu küçük ama önemli bir bağımsızlık işareti. Evde bunu fark ettiniz mi?
Anneanne: Evet, bu hafta kendi başına birkaç şey daha yaptı. Ama Elif’e telefon etmeye çekiniyor hâlâ.
Danışman: Elif’e zaten gitmiş bu hafta. Bunu henüz bilmiyor musunuz? Size anlatacak. Bir de: Babasıyla ilgili anlatacağınız küçük hikayeler — bunlar çok değerli. Devam edin.
7. Oturum
Özel Günler, Gelecek Hayal Kurma ve Bağın Olgunlaşması
Worden Görev 4 · Klass Continuing Bonds · Rando Özel Günler · Gelecek Mektubu
Klinik Not — Rando: Özel Günlerin Klinik Önemi
Rando, yas sürecinde “milestone” dönemlerin — yıldönümleri, doğum günleri, Babalar Günü gibi günlerin — beklenmedik biçimde yeniden yas dalgaları başlatabileceğini vurgular. Bu günlere hazırlıklı olmak ve anlamlı ritüeller geliştirmek, yas sürecini destekler. Bu seans, önümüzdeki özel günleri proaktif olarak ele alır.
[Melis bu seans annesiyle birlikte gelmiştir. Bekleme salonunda ikisi birlikte gülüşmektedir. Danışman onları görünce içten bir gülümsemeyle karşılar.]
Danışman: Merhaba ikiniz. Bu hafta nasıldı?
Anne: Çok güzel bir şey oldu. Söyle Melis.
Melis:(Heyecanla) Babamın videolarını izledik! Annemle birlikte, geçen akşam. Uzun süre izledik. Hem çok ağladık hem çok güldük. Babam çok komikmiş, bir videoda taklit yapıyor, çok saçma.
Danışman:(Gülümser) Ve sesini duydun.
Melis:(Sessizce) Evet. Sesini unuttum sanıyordum. Ama duyunca… hep biliyormuşum gibi hissettim. (Gözleri dolar) Anı kutuma “Bu akşam babanın sesini duydum” diye not yazdım.
Danışman:(Anne ve Melis’e birlikte bakarak) Bu çok cesurca bir şeydi. Ve ikisi birlikte. Bu videonun ortaya çıkması korkutucu olabilirdi, ama siz bunu güzel bir anıya dönüştürdünüz. Tebrikler.
[Anne bekleme odasına geçer. Melis danışmanla devam eder.]
Danışman: Melis, bugün seninle bir şeyi konuşmak istiyorum. Babalar Günü yaklaşıyor. Bunu düşündün mü?
Melis:(Yüzü değişir) Evet… Okulda bir etkinlik olacak. Öğretmenim dedi. Ben ne yapacağım?
Danışman: Bu çok önemli bir soru. Önce şunu sorayım: Bu etkinlikte olmak nasıl hissettiriyor?
Melis:(Düşünür) Korkutucu. Herkes babası için bir şey yapacak. Benim babam olmayacak. Ağlarım belki.
Danışman: Ağlayabilirsin. Bu utanılacak bir şey değil. Ama öğretmeninle konuşmak ister misin? Bir seçenek sunabilir sana — babanın anısına bir şey yapabilirsin etkinlikte.
Melis:(Düşünceli) Nasıl bir şey?
Danışman: Bu tamamen sana bağlı. Babanla ilgili bir resim çizebilirsin, bir anısını anlatan küçük bir yazı yazabilirsin. Ya da sadece “babam burada olmasa da onu seviyorum” diye bir not hazırlayabilirsin. Ve bunu sınıfla paylaşıp paylaşmamak da sana bağlı.
Melis:(Yavaşça) Babasız Babalar Günü gibi.
Danışman: Evet. Babasız Babalar Günü. Bu gerçek. Ve bu gün hem onurlandırma hem üzülme olabilir aynı anda. O gün için ne yapmak istersin?
Melis:(Sessizce düşünür) Sabah annemle mezarlığa gidelim. Ona özel bir şey götüreyim. Babam uçakları çok severdi — küçük bir model uçak bırakayım.
Danışman: Model uçak. Bu fikir nereden geldi?
Melis: Babamın çizmelerini sevdiğim için. Ve ben de çiziyorum artık. Bazen uçak çiziyorum — onun gibi çizmeye çalışıyorum. (Gülümser) Babamınki kadar güzel değil ama oluyor.
Danışman:(Derin bir his) Melis, sen babanın çizme geleneğini sürdürüyorsun. Bu çok anlamlı. Ve model uçak bırakmak — bu babanla diyalog kurmak demek. “Seninle çizmeye devam ediyorum” demek.
Melis:(Gözleri doluyor ama gülümsüyor) Belki her Babalar Günü bir uçak götürürüm.
Danışman: Her yıl bir uçak. Bu bir ritüel olabilir. Onun anısını onurlandıran, senin ona yazdığın bir dil. Bu ritüeli anı kutuna yazalım mı?
[Melis yazar. Küçük bir kartla: “Her Babalar Günü: mezara bir model uçak. Babanın dilinde konuşmak için.”]
Danışman: Bir de şunu konuşalım. Babanın ölüm yıldönümü de yaklaşıyor. O gün nasıl geçmesini istersin?
Melis:(Sessizce) Bilmiyorum. Zor bir gün olacak.
Danışman: Evet, zor bir gün olacak. Ama hazırlıklı olmak bazen işe yarar. Şöyle düşün: O gün ne olmadı? Ne eksik kaldı o günden?
Melis:(Ağır bir sessizlik) Onunla veda edemedim. Cenazeye gitmedim. Onu son kez görmedim.
Danışman: Bunlar gerçekten eksik kalan şeyler. Ve bu eksiklik tamamen kapanmaz — ama bir şey yapılabilir. Yıldönümünde, belki o güne özel bir şey planlayabilirsiniz. Annenle, babanın en çok sevdiği bir şeyi yapmak gibi. Barbekü yapmak, o müziği açmak, onun fotoğraflarına birlikte bakmak.
Melis: Babam fırtınalı havaları çok severdi. Balkonda oturup yağmuru seyrederdi. (Gözleri dolar) O gün yağmur yağarsa, balkonda oturabiliriz annemle. Onun gibi.
Danışman: Yağmur varsa balkonda, yoksa… ya da yağmur olsun diye balkonda. Her iki türlü de güzel. Bu ritüeli de yaz.
Klinik Not — Klass: Süregelen Bağın Olgunlaşması
Klass ve Silverman’ın Continuing Bonds teorisine göre, zaman içinde süregelen bağ daha az acı verici ve daha zengin hale gelir. Erken dönemde bağ çoğunlukla ağrıyla yüklüdür; zamanla bu ağırlık azalır ve bağ daha çok anlam, kimlik ve değer aktarımı biçimine dönüşür. Bu seansta bu dönüşümün başladığına dair işaretler görülmektedir.
Danışman: Şimdi sana bir egzersiz yapmak istiyorum. Adı “Gelecek Mektubu.” Bir yıl sonraki Melis’e bir mektup yazacaksın. Nasıl olmak istiyorsun, neler yapmak istiyorsun, babana neler söylemek istiyorsun o zamana kadar. Hazır mısın?
[Melis düşünür ve yazmaya başlar. Uzun süre yazar, bazı yerlerde duraksar, bazı yerlerde güler.]
Sevgili Gelecekteki Melis,
Umarım bisikleti tam öğrenmişsindir. Babam öğretmek istedi ama dayım öğretti. Fark etmez — bisiklet öğrendim.
Umarım annem daha az ağlıyordur. Ama ağlarsa artık yanına gidiyorsundur.
Babamın sesini hâlâ hatırlıyorsundur. Videolara bakmaya devam et.
Her Babalar Günü mezara bir uçak götürmüşsündür. Ve yağmurlu günlerde balkonda oturmuşsundur, onun gibi.
Belki veteriner okumaya başlamışsındır. Babam bunu çok isterdi.
Ve umarım babanı yazmaya devam ediyorsundur — küçük notlar, anı kutuna. Çünkü o kutunun dolması güzel.
Seni seviyorum, Melis.
Danışman:(Okuduktan sonra) Bu mektup tam olarak şunu gösteriyor: Sen geleceğe bakabiliyorsun. Ve o gelecekte babanı da taşıyorsun — ama artık o ağırlık seni eziyor değil, seni taşıyor.
Melis:(Anlamaya çalışarak) Taşıyor mu?
Danışman: Evet. Babandan öğrendiklerin — cesaret, dürüstlük, uçak çizimi, hayvanları sevmek — bunlar seni taşıyor. Yük değil, güç.
Seans Sonu — Anne ile (15 dakika)
Danışman: Elif Hanım, Babalar Günü için Melis bir plan yaptı. Sizinle paylaşmasını bekleyin — söylemesine fırsat verin. Yönlendirmeyin, dinleyin.
Danışman: Ölüm yıldönümü yaklaşıyor. O gün için de konuştuk — “yağmurlu balkon” ritüeli gibi bir şey çıktı. Onu dinleyin, birlikte planlayın.
Danışman: Size bir şey sormak istiyorum: Siz kendiniz bu özel günleri nasıl karşılamayı planlıyorsunuz? Meslektaşımla bu konuları konuşuyor musunuz?
Anne: Evet, son görüşmede tam bunu konuştuk. Yıldönümünde annem ve kız kardeşim de gelecek. Birlikte olmak istiyoruz.
Danışman: Bu çok iyi. Melis için de büyük aile etrafında olmak önemli. Bir sonraki seans son planladığımız seans. Birkaç şeyi tamamlayacağız — ama kapı kapanmıyor.
8. Oturum
Sonlandırma, Belirti Değerlendirmesi ve İzleme Planı
Tüm Worden Görevleri Değerlendirme · Sandler vd. Sonlandırma Protokolü · 6 Aylık İzleme Planı
Kritik Not — Sonlandırma Protokolü
Sonlandırma kararı öncesinde başlangıç belirti düzeyi ile mevcut durum karşılaştırılmalıdır. “Hızlı iyileşme = iyi çocuk rolü mü yoksa gerçek ilerleme mi?” sorusu yanıtlanmadan kapı kapanmamalıdır. Bu seans hem değerlendirme hem de kademeli ayrılık seansıdır. Sandler ve ark. (2010) önerileri doğrultusunda yapılandırılmış izleme planı kurulacaktır.
[Melis annesiyle gelir. Bu kez önceki sekiz haftanın hiçbirine benzemeyen bir görüntü var — Melis annesinin koluna girmiş, birbirleriyle bir şeyler anlatarak gülüşüyorlar. Danışmanı görünce Melis koşarak gelir ve sarılır. Bu, ilk seanstaki “yere bakan, annesine yapışmış” Melis’ten bambaşka biridir.]
Danışman:(Gülümserek) Merhaba Melis. Bu sarılma çok güzel bir şeyi anlatıyor bana.
Melis:(Heyecanla) Size çok şey anlatacağım. Babalar Günü etkinliğinde babam için bir şey yaptım!
Danışman: Hemen anlatmak istiyorum ama önce anneyle birlikte içeri girelim mi? Bugün son planlı seansımız, ikinizle birlikte başlamak istiyorum.
[Üçü birlikte terapi odasına geçer.]
Danışman: Sekiz hafta önce buraya ilk geldiğinizde neredeydiniz, şimdi neredesiniz? Sizden birinden başlamak istiyorum. Elif Hanım?
Anne:(Düşünerek) Sekiz hafta önce tamamen kaybolmuş hissediyordum. Hem kendi yasımı yaşıyor hem Melis’e nasıl yardımcı olacağımı bilemiyordum. Şimdi… hâlâ zor günlerim var. Ama yol var artık. Ve Melis’le konuşabiliyoruz.
Danışman: Melis?
Melis:(Ciddi bir ifadeyle, sanki bunu önceden düşünmüş) İlk geldiğimde hiçbir şey söylemek istemiyordum. Babamın gerçekten gittiğine inanmak istemedim. Şimdi biliyorum gittiğini. Ama gitmiş olması onu her şeyin dışına atmıyor. O hâlâ benimle — farklı bir şekilde.
[Sessizlik. Annenin gözleri doluyor. Danışman da derin bir nefes alıyor.]
Danışman: “O hâlâ benimle — farklı bir şekilde.” Bu sekiz haftanın özeti bu. Melis, bu cümleyi bir yere yaz. Büyüdükçe ne anlama geldiğini daha iyi göreceksin.
Klinik Not — Belirti Değerlendirmesi (Başlangıç vs. Şimdiki Durum)
Seans öncesinde Melis’e uyarlanmış Çocuk Yas Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Başlangıçta: her gece kabuslar, okuldan geri çekilme, sosyal izolasyon, yüksek suçluluk düzeyi, ayrılık kaygısı. Şimdiki durum: kabuslar haftada 1-2’ye düştü, okul devamı düzenlendi, sosyal katılım yeniden başladı, suçluluk düşüncesi mevcut ama baş etme stratejisi gelişti, ayrılık kaygısı anlamlı ölçüde azaldı.
[Danışman anneyi bekleme odasına geçirir. Melis ile bireysel kısım başlar.]
Danışman: Babalar Günü etkinliğinde ne yaptın?
Melis:(Heyecanla) Bir resim çizdim. Babamın çizdiği tarzda bir uçak — ama ben çizdim. Altına “Babam bana uçak çizmeyi öğretti. O gitmiş ama çizgi onunla birlikte kaldı” yazdım. Öğretmenim okuttu sınıfa. Ben ağladım ama utanmadım. Sınıf sessiz kaldı. Sonra bir arkadaşım “çok güzeldi” dedi.
Danışman: Ağladın ama utanmadın. Melis, bu bir dönüşüm. İlk seansta “ağladığımı anneme söyleme” diyen senden çok farklı biri konuşuyor şu an.
Melis:(Düşünceli) Evet. Ağlamak kötü bir şey değil artık benim için. Bazen ağlamak “babamı seviyorum” demek gibi.
Danışman: Bunu anı kutuna yaz. Tam bu cümleyle.
[Melis yazar: “Ağlamak bazen ‘babamı seviyorum’ demek gibi.”]
Danışman: Melis, sana dürüst bir soru soracağım. Sekiz hafta boyunca burada hep iyi şeyler ilerledi. Ama bazen çocuklar “danışmana iyi görüneyim” diye gerçekten hissettiklerini saklar. Sen bunu yaptın mı?
Melis:(Güler, biraz şaşkın) Hayır. Zaten zor şeyleri de söyledim. O kaza günü anlatmak hiç kolay değildi. Kazağı kokladığımda dizlerimin titrediğini söylemek de.
Danışman: Evet, söyledin. Ben de bunu gördüm. Peki hâlâ çok zor gelen şeyler var mı?
Melis:(Düşünür) Evet. Bazen hâlâ “babam gelseydi” düşüncesi geliyor. Her zaman geçmiyor. Ve yıldönümü beni korkutuyor hâlâ. Hazırlandık ama yine de korktum. Bu normal mi?
Danışman: Evet, tamamen normal. Sekiz hafta, sekiz yılın yerini doldurmaz. Sen sekiz hafta içinde çok şey öğrendin — baş etme araçları, anı kutusu, nefes, güvenli yer, boş sandalye… Ama yasın kendisi daha uzun sürer. Bu araçlar onu daha taşınabilir kılar, ortadan kaldırmaz.
Melis: “Daha taşınabilir.” Bu iyi bir kelime.
Danışman: Artık senin kelimen. Duygu kutuna ekleyebilirsin.
Danışman: Şimdi geleceğe bakalım. Ergenliğe girdiğinde — yani birkaç yıl içinde — babanı olmadan büyümek farklı hissettirmeye başlayabilir. Kimliğini oluştururken “babam olsaydı ne düşünürdü?” sorusu daha sık gelebilir. Bu normal ve beklenen bir şey. O zaman buraya geri gelebilirsin.
Melis: Ergenlik ne demek tam olarak?
Danışman:(Gülümser) Birkaç yıl içinde bedenin ve düşüncelerin değişmeye başladığı dönem. Kim olduğunu, ne istediğini daha çok düşünmeye başlarsın. Ve o dönemde babansız olmak bazen çok ağır gelebilir — özellikle ilk aşkın olduğunda, önemli bir karar vermen gerektiğinde, bir başarı elde ettiğinde “babam bu haberi bilseydi” diyebilirsin. Bu çok doğal.
Danışman: Hayır, fiziksel olarak bilmeyecek. Ama şunu söyle bana: Veteriner olduğunun gününde, mezarına gidip ona anlatacak mısın?
Melis:(Hemen) Evet.
Danışman: O zaman o gün seni duyacak. Bağın o şekilde devam ediyor.
Danışman: Son bir aktivite. Şu ana kadar anı kutuna çok şey koydun. Şimdi kutunu aç ve içinden bir şey al — sana en çok anlam ifade eden bir şey.
[Melis kutuyu açar. Uzun süre içine bakar. Sonra mezardan getirdiği taşı alır.]
Melis:(Taşı avucunda tutarak) Bu. Çünkü bu babamın yanından geldi. Ve her zaman benimle.
Danışman: O taşı tutarken ne hissediyorsun?
Melis:(Gözleri doluyor ama sakin) Hem üzüntü hem güven. Biliyorsun, bu taş soğuk. Ama elim ısıtıyor. Sanki babam soğuk ama ben onu ısıtıyorum. (Güler biraz) Saçma mı?
Danışman:(Derin biçimde) Hayır. En doğru cümle bu. Baban gitti, soğuk. Ama sen onu sevginle, anılarınla, o listeyle, o uçak çizimlerinle ısıtıyorsun. Bu süregelen bağ budur.
[Uzun bir sessizlik. Melis taşı avucunda tutuyor.]
Danışman: Şimdi anı kutunu kapat. Bu kutunun içindeki her şey seninle. Ve yıllar geçtikçe içi dolmaya devam edecek. Büyüdüğünde açıp bakacaksın — bugünkü sen ile o günkü sen arasındaki mesafeyi göreceksin.
Danışman: Melis, bu son planladığımız seans. Ama şunu bilmeni istiyorum: Kapım hiçbir zaman kapanmıyor. Bir, üç ve altı ay sonra kontrol seansları planlıyoruz. Bu seanslar arasında bir şey olursa — çok zor bir gün, babanla ilgili beklenmedik bir his, ergenlikle ilgili sorular — istediğin zaman gelebilirsin.
Melis:(Ciddi bir şekilde) Bir şey söyleyebilir miyim?
Danışman: Elbette.
Melis: İlk geldiğimde çok korkuyordum. Ağladığımı bile anneme söyleyemiyordum. Şimdi sınıfın önünde ağlayabildim. Bunu öğrenmedim sanırım — bu burada oldu. Teşekkür ederim.
[Sessizlik. Danışman bir an için sesini bulamaz.]
Danışman:(Sakin ama derin biçimde) Melis, bu öğrenme bende değil. Ben sadece güvenli bir yer açtım. Sen cesur olan sendin. Her seans, o kapıdan gelmeye karar veren sendin. Bu senindir.
[Melis annesini çağırmak için kapıya koşar. Danışman bir an yalnız kalır ve nefes alır.]
Seans Sonu — Anne ile Final Görüşmesi (20 dakika)
Danışman: Elif Hanım, Melis sekiz haftada çok önemli adımlar attı. Ama yas süreci devam edecek. Şunu net söyleyeyim: Melis iyileşiyor ama iyileşme bitmedi. Bu normal — travmatik kayıplar yıllar boyunca işlenir.
Danışman: Özellikle şu dönemlere dikkat edin: Yıldönümü, Babalar Günü, Melis’in doğum günü, babanın doğum günü. Bu günlerde Melis daha ağır hissedebilir. Bu gerileme değil — yasın ritmi bu. Hazırlıklı olmak ve ritüelleriniz olması bunu yönetilebilir kılar.
Danışman: Ergenlik döneminde — birkaç yıl içinde — babansız büyümek farklı biçimlerde zorlaşabilir. Kimlik gelişimi, ilk aşk, okul kararları, başarılar ve başarısızlıklar… Bu dönemde yeniden destek alması çok normaldir ve teşvik edilmelidir. Onu o dönemde de buraya getirebilirsiniz.
Danışman: Sizinle ilgili: Kendi danışma sürecinizi sürdürmenizi güçlü biçimde öneririm. Melis’in iyileşmesi sizin iyileşmenizle paralel gidiyor — bu değişmez. Kendinizi ihmal etmek, Melis’e uzun vadede zarar verebilir.
Anne:(Derin bir nefes alarak) Bu haftalarda çok şey değişti. Melis’le ilk kez gerçekten konuşabiliyoruz. Ben de kendimi daha… dolu hissediyorum. Hâlâ çok zor. Ama artık yalnız değilim bu süreçte.
Danışman: Yalnız değilsiniz. Ve o “dolu” hissi — bu yasın içinde anlam bulmanın başlangıcı. Bu, iyileşmenin kendisi.
Danışman: Son bir şey: Melis bugün “ağlamak bazen ‘babamı seviyorum’ demek gibi” dedi. Bu sekiz haftanın özeti bu cümle. Bu cümleyi siz de hatırlayın — zor bir günde size de iyi gelebilir.
Sonlandırma Sonrası İzleme Protokolü
Yapılandırılmış Takip Planı — Sandler vd. (2010) ve Dyregrov Önerileri
Sekiz seanslık çekirdek süreç tamamlanmıştır ancak yas süreci devam etmektedir. Aşağıdaki takip yapısı güncel çocuk yas literatürü doğrultusunda planlanmıştır.
1 Aylık Kontrol Seansı: Suçluluk düşüncelerinin durumu, kabusların sıklığı, okul uyumu ve sosyal işlev değerlendirilir. Babalar Günü ve yıldönümü nasıl geçti, ritüeller işe yaradı mı sorgulanır. Gerekirse ek bireysel ya da aile seansı planlanır.
3 Aylık Kontrol Seansı: Yıldönümüne yaklaşırken travma tepkilerinin yeniden canlanma riski değerlendirilir. Annenin kendi danışma süreci sorulur, desteklenir. Melis’in okul ve sosyal işlevi gözden geçirilir. Anı kutusuna neler eklendiği konuşulur.
6 Aylık Kontrol Seansı: Genel yas süreci değerlendirmesi yapılır. Ergenlik dönemine hazırlık konuşulur. Yıldönümü nasıl geçti? Hangi ritüeller sürüyor, hangisi değişti? Melis’in kendi sesini ve baş etme repertuvarını kullanıp kullanamadığı değerlendirilir.
Okul Koordinasyonu — Devam Eden Süreç
Öğretmenle yapılan ilk görüşmenin ardından, Babalar Günü etkinliği sonrasında kısa bir geri bildirim alınması planlanmıştır. Melis’in sınıfta nasıl deneyimlediği ve öğretmenin nasıl destek verdiği paylaşılacaktır. Gerekirse okul rehberlik servisiyle ek koordinasyon sağlanacaktır.
Ergenlik Dönemine Yönelik Uyarı (Dyregrov)
Melis ergenliğe girdiğinde (yaklaşık 12-14 yaş) babanın yokluğunu çok farklı boyutlarda hissedebilir: kimlik gelişimi, ilk romantik ilişkiler, bağımsızlaşma çatışmaları, yas ve kayıpla yüzleşme. Bu dönemde yeniden destek alması normaldir ve teşvik edilmelidir. Aile, bu dönemde danışmana başvurmaktan çekinmemelidir.
Sekiz Seans Boyunca Kritik Dönüm Noktaları
Seans
En Kritik Klinik An
Dönüşüm
1. Oturum
“Elleri titredi, o anı anlattı”
Travma anlatısının ilk açılımı; güven kuruldu
2. Oturum
“Her şey dağılacak korkusu”
Parentifikasyonun altındaki temel korku bulundu; anne ile ilk ortak an kuruldu
3. Oturum
“Pazar pancake — boğazımdaki şey”
Sekonder kayıplar beden düzeyinde işlendi; suçluluk boş sandalyeyle susturuldu
4. Oturum
“Sanki gerçekten söyledim. Sanki duydu.”
Tamamlanmamış veda çalışması; mektupla bağ yeniden kuruldu
5. Oturum
“İkimiz birlikte kazağı tuttuk”
Paylaşılan yas yerleşti; beden belleği fark edildi ve onurlandırıldı
6. Oturum
“Gitmenin iyi olduğunu fark ettim”
Sosyal kaçınma kırıldı; güvenli yer gerçek hayatta kullanıldı
Umut yaşamın kaynağı, Hayata bağlayan, nefesimizin yegane temeli… Karamsarlıkları aşabilmenin anahtarı…
6-7 yıldır Krize Müdahale dersleri vermekteyim, dolayısıyla bu alana yoğunlaşıp literatur okuma, uygulamalar ve müdahaleler de peşin sıra geldi. Edindiğim bilgi ve tecrübelerden kriz dönemleriyle ilgi bir kaç hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.