Olumlu Nazarın Gücü: Anadolu’nun Gizli Hazinesi — yazı kapağı
|

Olumlu Nazarın Gücü: Anadolu’nun Gizli Hazinesi

“Nazar değmesin” deriz sevdiğimiz birine, sonra hemen ardından mavi bir boncuk takarız yakasına. Anadolu’nun en eski savunma mekanizmalarından biridir bu. Kötü bakışlardan korunmak için kurşun döktürür, üzerlik yakar, loğusaya kırmızı kurdele bağlarız. Peki ya olumlu nazarı hiç düşündük mü? Nazar bakıştır; kötüsünün zarar verdiğine inanıyorsak, iyisinin de fayda sağlama ihtimali yok mudur?

Eski zamanlardan beri, Anadolu’da bir nine torununun alnına bir öpücük kondururken, “Allah nazarımdan saklasın” der. Bu cümle, olumlu nazarın kültürel kodlarımızdaki varlığının en güzel kanıtıdır aslında. Nine, kendi gözünden çıkan sevgi ışınlarının bile çocuğa zarar vermesinden korkar. Demek ki bakış, sadece görme eylemi değil, bir enerji aktarımıdır.

Kayseri’de yaşlı bir halı ustası, çırağının dokuduğu ilmeği beğendiğinde gözleri parlar; o parıltı, çırağın işine daha büyük bir şevkle sarılmasını sağlar. Bu, olumlu nazarın en saf halidir. Tıpkı baharın ilk ışıklarının toprağa düşüp tohumları canlandırması gibi, ustanın takdir dolu bakışları da çırağın içindeki cevheri uyandırır.

Mevlana’nın “Ne olursan ol, yine gel” demesi, koşulsuz kabulün ve olumlu bakışın en derin ifadesidir. Bu bakış, karşımızdakini yargılamadan, olduğu gibi görebilmektir. Tıpkı toprağın düşen her tohumu bağrına basması gibi, insan da karşısındakine bu şekilde bakabilir. Ve bu bakış, karşımızdakini dönüştürür. Nasıl ki güneşin bakışı altında çiçekler açarsa, insanın içindeki güzellikler de ancak olumlu nazarla açığa çıkar.

Halk arasında “nazarı değmek” deyimi sadece olumsuz anlamda kullanılır. Oysa Anadolu’nun binlerce yıllık şifa geleneğinde, “el almış” insanların bakışının şifa verdiğine inanılır. Ocaklı kadın, sıcak elleriyle hastanın sırtını ovalarken, gözlerinden de bir ışık akar adeta. İşte bu, olumlu nazarın şifa boyutudur.

Modern bilim, sevgi dolu bakışların beynimizde oksitosin hormonu salgılanmasını tetiklediğini gösteriyor. Anne sütünü arttıran, doğumu kolaylaştıran, bağışıklığı güçlendiren bir hormondur bu. Atalarımız belki bu hormonu bilmiyorlardı, ama annenin bebeğine baktığında gözlerinden akan sevginin, o bebeği büyüttüğünü biliyorlardı.

Belki de bu yüzden Anadolu’da loğusa kadın ziyaret edilirken “Allah analı babalı büyütsün” denir. Bu söz, sadece bir dilek değil, çocuğun üzerine konan olumlu bir nazardır aslında. O sözle birlikte giden bakış, tohuma düşen bir damla su gibidir.

Nazarın olumlusu, tıpkı bereketli bir yağmur gibidir; toprağa düştüğünde bin türlü çiçek açtırır. Karadeniz’de fındık bahçelerini gezerken yaşlılar “Bereketli olsun” diye bakarlar mahsule. O bakış, sadece bir dilek değil, adeta toprağa ekilen bir bereket tohumudur. Nazarı değen bir göz, toprağın bağrındaki tohumu daha bir şevkle filizlendirir.

Göz, ruhun aynasıdır derler. O aynadaki ışığın karşımızdakine ulaştığını ve onu değiştirdiğini biliriz hepimiz. Kelimelerin yetmediği yerde bakışlar konuşur. İşte bu yüzden olumlu nazar, belki de kültürümüzün en güçlü ama en az konuşulan hazinelerinden biridir.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.