ÇOCUK YETİŞTİRME VE ERDEM


Çocuğun doğduğu andan itibaren, gördüğü , duyduğu, tattığı herşey çocuğa hızlı bir öğrenme zenginliği sağlar. Tecrübe ettikçe anlamlandırır. Neyin doğru yanlış olduğuna ilk olarak Anne-Baba dan aile içinde tepkilerle karar verir. Her bir davranışın nedeni/niçini /nasılı vs öğrenmeye çalışır. Büyüdükçe yaptıklarından sorumlu tutulur, belli bir yaştan sonra cezai müeyyidesi ile karşı karşıya kalır. Toplum tarafından ” iyi/ kötü ; ahlaklı/ahlaksız ; güvenilir/güvenilmez” gibi kriterlere göre değerlendirilir.
Son yüzyılda en çok sorulan, cevabı aranan sorulardan birisi de ” Nasıl Erdemli Birey Yetiştirebiliriz? ” “cezalara rağmen, günahlara rağmen hâla insan neden suç/günah işler? kötü davranmaya devam eder ?” ?? Aklıma gelen bir kaç fikri sizinle ğaylaşmak istiyorum

Doğru davranış nasıl kazandırılır?
Davranışçı yaklaşıma göre “ödül ve ceza” davranış oluşturmada oldukça önemli bazen caydırıcı bazen de yeni davranış kazandırıcı .. İslam coğrafyasında son birkaç yüzyıldır insanlara doğru davranış “cehennem Korkusu (Allah korkusu)” ile verilmeye çalışılmış fakat gelinen durum malumunuz. Ahlak eğitimin merkezine salt Cehennem korkusu (ceza) Cennete gitme (ödül) inaçlarını yerleştirerek doğru-dürüst nesil yetişmermek mümkün değildir.. (Örnek-İslam Coğrafyası) Çünkü ortalama insan zihni, Cennet ve Cehennemi zihninde somutlaştıramadığı için , kulak arkası eder; Cehennem uzaktır, hala kişi yaşıyordur, ölene kadar bi şekilde kendisini affettirecektir..
Davranış kazandırmada Rus Fizyolog İvan Pavlov derki “davranışın ediminden hemen sonra gelmeyen pekiştirecin etkisi süre uzadıkça zayıflar( gecikmeli pekiştireç) . Dolayısıyla insan zihni imani olarak zaafiyet göstermeye yatkındır. Bu da Görünüşte Müslüman fakat amelde pek imani davranmayan bireylere yol açmaktadır.

ERDEM;
1. Ahlakça övülen, iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk gibi niteliklerin genel adı, fazilet
2. felsefede İnsanın ruhsal olgunluğu. Felsefe tarihi boyunca erdem kavramına değişik anlamlar verilmiştir. Filozofların ahlak öğretileri, genellikle erdeme -ahlaksal iyiye- verdikleri anlamla birbirinden ayrılırlar. Bilgelik, yiğitlik, doğruluk, ölçülülük temel erdemlere örnektir. Kısaca: ahlaki bakımdan her zaman ve sürekli olarak iyi olma eğilimi, iyi ve doğru eylemlerde bulunmaya yatkın olma durumudur. Büyük engelleri aşmak pahasına, ahlaki iyiliği amaçlama, iyilik uğruna hareket etme gücüdür.
Merkeze evrensel olan “erdemli” olmayı yerleştirirseniz Japon- G.Kore-Avrupa benzeri birey yetiştirebilirsiniz. Psikiyatrist Karen Horney “Erdemli hissetmek istiyorsan erdemli bir şeyler yapmalısın” diye yazmış bu basit ve kadim bir kavram Marcus Aurelius a ve hatta ondan önce Aristo ya kadar uzanıyor… Özellikle çocukların küçük yaşta Allah, Cennet, Cehennem vs kavramlarını anlamlandırabilmeleri pek mümkün değildir. Soyut kavramları 11-12 yaşlardan itibaren anlamlandırmaya başlarlar. Küçük yaşta korkuyla değil sevgiyle anlatmak gerekir. Doğru davranışları , güzel ahlakı öğrettiğiniz çocuk büyüdükçe fark edecek ki öğrendiği doğrular ile okuyacağı kuran ve tanıyacağı Peygamberi örtüşecektir. Bu da sevgiyle olur. Aksi takdirde ezberci, anlamlandıramayan, bir müddet korkup sonra aldırış etmeyen bir çocuktan yetişkine yol verir…

Çocukları nasıl erdemli yetiştirebiliriz ?
ilk sırada model olmanızın ehemmiyeti var. Çocuk gördüğünü öğrenir, denileni, nasihat edileni değil. Bilfiil kendiniz doğru örnek olarak çocuğunuza yol göstermeniz gerekir.
Sevgi ortamı sağlayın; çocuk için aslolan ailede , hayatta kendisini güvende hissetmesidir. Bunu da sevgi ve şevkat ortamı sağlar. Aksi takdirde çocukların ruh sağlığı bozulacak, duygu ve davranış problemleri görülecektir. Korkular, hırçınlık, yalan söyleme, tırnak yeme vs…
Kullanmadıkları oyuncaklarını, kıyafetlerini paylaşmasını öğretin.Düzenli yılda birkaç kez ayırdığınız oyuncakları, kıyafetlerini , çocuğunuzun rızasını alarak, ona anlatarak ihtiyaç sahiplerine veriniz.
Huzurevi ziyaretine götürün; yaşlı , hasta, düğün , cenaze, hayırlama ziyaretlerinde size eşlik etsin, model olarak anlatınız.
Hayvan beslemesine yardımcı olun; bahçeniz varsa bir köpek, kedi, küçükte olsa bir kuş, kaplumbağa vs beslemesine, sorumluluk almasına fırsat verin. hayvanı öldüğünde çöpe atmak yerine ona ölüm kavramını anlatarak hayvanı beraber gömünüz.Onlarında canlı olduğunu, acıkıp susadığını, üşüdüğünü vs anlatın çocuklarınıza.
Beraber doğayı gezin;toprağı tanısın, çevre bilincini ve temizliği, korumayı aşılayın. Mutlaka bir bitki yetiştirsin, sorumluluğunu alarak suyunu o versin, gelişimini gözlemlesin.
Küçük ikilemler yaratıp düşünmesine olanak verin, vijdanını geliştirmesine yardımcı olun;Yargılarının nedeni ni düşünmesine olanak verin.
Doğru davranmanın , doğru söylemenin erdemini paylaşın. Hatalarında ona şans tanıyın, söylediği doğrunun, dürüstlüğün karşılığını hissetsin, yalanına pirim vermeyin, bilelimki yalanın önemli sebeplerinden birisi, cezalandırılma korkusudur…Doğru söylediğinde daha affedici ve yüreklendirici olunuz.
Çok küçüklükten onlara güvendiğinizi hissettirin, güven gelişimi temelde çocuklukta atılsada yaşam boyu devam eder. Unutmayın çocuklar sizin güvendiklerinize güvenir, sizin korkularınızı kopyalar, hayata dair ilk şemalar (fikirler) sizlerin aracılığıyla oluşturulur.

Onlar bizim geleceğimiz, ülkemizin yarınları.. Bizim nesil tökezledi, bari geleceğimiz umut versin.
Unutmayalım ki çocukta değişim için önce ailede sonra çocukta değişim görülür. Sorunlu çocuk yoktur, Sorunlu Ebeveyn vardır.

Büyük Tasavvuf, halk şairi Yunus Emre ; “Yaratılanı severim Yaratandan ötürü” derken sadece gerçek erdemi tanımlamıştır.

Eskiden Tekkelerde iki soru sorulurmuş.
1-“Bugün gönül kırdın mı?”
2- “Namazını kıldın mı?”
Birinciye cevap “evet” ise, ikinci soru sorulmazmış… Var sen gerisini düşün!

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hak´kı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Beli kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil

Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka matahların satar
Yükü gevherdir tuz değil (YUNUS EMRE)

Doç.Dr.Mustafa USLU
Psikolojik Danışman

Leave A Reply