İlişkiye Tamam ya da Devam!

İlişkilerle ilgili yazılarımda gelen epey eleştirilerden biri şuydu.
“Hep alttan alan ben isem, karşıdaki ilişkimiz için emek sarf etmiyorsa ne yapabilirim?
Bu günde bunun üzerine yazmaya karar verdim…

Yapacak tek bir şey var. En kısa zamanda BİTİR!! BOŞAN!! TERK ET!!

Evet haklısınız, olmuyorsa olmuyordur. Saplantılı bir şekilde illaki ilişkiyi ne pahasına olursa olsun yürüteceğim düşüncesi de yanlış bir düşüncedir.

Bazı kişilerin kişiliğine, mizacına; sevilmek, saygı görmek değer verilmek ve huzur batar!! Ne yaparsanız yapın sizin zafiyetiniz gibi algılar, siz alttan aldıkça şımarır. Siz sürdürmek istedikçe o sizi mecbur muş gibi algılar ve sizi ezer.

Gerginlikten beslenen hastalıklı kişiler vardır. Öyle bir ortamda büyümüştür.Büyüdüğü ailesi öyle model olmuştur. Karşı tarafı aşağılamayı model olarak öğrenmiştir. Rahat ve huzur batar ona… Siz sükuneti seçtikçe saldırır size..

Çocukken yaylada top oynadığımız alanın yanında arı kovanları vardı. Arı huzursuz etmekten zevk alırdık bütün çocuklar olarak. Önce uzaktan kovanlarına taş atardık. Çıkmazlarsa daha yakından büyükçe taşları atar, olmadı uzun bir sopa ile vurur kaçardık. Kovandan çıkarıp iyice rahatsız edemezsek kovanın içine kazıklar sokardık. en nihayetinde kızgın arılar bizi kovalar ve sokardı. Ve ardından arılara sinirlenip onlara kızardık. Çünkü bizi sokmuştu. SUÇLU ARILARDI: SOKMUŞLARDI!!

 

Şimdi ilişkilere göz atın, karşı taraf önce eften püften bahaneler bulup size bozuk atar, aldırış etmezseniz size çemkirirler, alttan alırsınız hakaret ederler, yine tepkisiz kalın, bu sefer sözlerine hakaretler de karıştırırlar, devam edin tepkisizliğinize, size bir şey fırlatıp, fiziksel temasa başlarlar, ittirirler..kısacası dalınıza binerler. Ve tuzak: Evet şimdi hak etti dersiniz karşıt tepkinizi verirsiniz şiddetli olarak!!! Ardından kim kazanır? Sizin kaybettiğiniz kesin. Çünkü ona küfretmemeli, ona vurmamalıydınız!! ONA VURDUNUZ!! ONA HAKARET ETTİNİZ!! ONA KÜFRETTİNİZ?
Kim suçlu? Tabiki siz!! Tuzağa düştünüz.
“Sel akar taşlar kalır.” sadece sizin yaptıklarınız kalır aklında. kendi yaptıklarına hep bir gerekçesi vardır. Ama siz öyle davranmamalıydınız. Kendinizi suçlu hissettirip özrü size diletir. Affetttirebilmek için uğraşan yine siz olursunuz. Ve gerginlikten pirim elde eden, beslenen yine o olmuştur.

Bazı evliliklerde kadın annesini modelleyerek masum rolünü oynar. Çünkü anne çocukları için o zalim, anlayışsız, saygısız babaya katlanmıştır ve çocuklarına hep bu mesajı verir. Nihayetinde kehanet onun çocuğunda gerçekleşir. Artık kızımızın bir işi vardır. Evdeki eş babayla özdeşleştirilir. tek çözüm annesinin yarım bıraktığı hayat planını gerçekleştirmektir. Her fırsatta boşanmak istemektedir ve boşanana kadar da bunu sürdürecektir. O bayana siz ne yaparsanız yapın hastalıklı olarak annesini modellemiş ve en nihayetinde sizi istememektedir.Hastalıklı kişilik!!! Tedavi olabilir mi? Olabilir??( eğer farkında ise rahatsızlığının ve gerçekten istiyorsa) Uğraşmanız gerekir sabrınız varsa. Ama musluk contası yalama yaptıysa
ilişkinizin düzelmesini beklemek fazla lüks.

İlişkinizde kendinizi suçlamaktan vazgeçin artık bu tür durumlarda. Olmuyorsa olmuyordur.Hayatınız bu kadar uzun değil bu gergin ortamı sürdürebilmek için. Hayatta tek alternatifiniz de olmadığını fark etmeniz gerekir. Her küçük olay artık büyük sorunlara dönüşmeye başlamışsa, gerçek sorunlar yerine çözümlenmemiş geçmiş sorunları ısıtıp ısıtıp sizin karşınıza getiriyorsa her defasında ve her olaya sizi suçluyorsa kendinizi olan saygınızı kaybedersiniz bir müddet sonra.

Ayrılık, Boşanmak bu tür ilişkilerde kötü bir durum değil aksine tarafların sağlığı açısından daha iyidir. Çocuklar varsa onlar içinde aynı şey söz konusu. Gergin bir ortamda büyütmektense ayrı çiftler olarak büyütmek daha doğrudur. Onlar için katlanmayı seçmek onlara zarar vermektir.

Ayrılın ne hali varsa görsün. Sizden daha iyi birisine layık olduğunu düşünüyorsa bırakın daha iyi birisini arasın. Yada sizsizliği seçiyorsa uzak durun kendi seçimini yaşasın. Aksi takdirde sizi eninde sonunda aldatır. Bu bakkalın çırağı olur, iş yerinde ki çalışan birisi olur, eski bir ona değer veren lavuğun birisi olur…kim olduğu önemli değil, kalbi artık sizi benimsemiyorsa eninde sonunda birisini o kalbe ve koynuna alır. tercih sizin bekleyip sonucu görüp “Aldatıldım” teranesini terennüm etmek, acıyı seçmek te sizin, bir an önce yol yakınken uzaklaşmak ta sizin seçiminiz.

 

Kadınlar sıklıkla duygusal boşluğa girdiklerinde, erkeklerse cinsel açlığını fark edip maddi refaha erdiklerinde aldatır eşlerini.Dikkat !!! (İnançsızlar sa ayrıca..)

Onun değişeceğine inanmak, değiştirebileceğine inanmak çoğunlukla uzatır bu hastalıklı ilişkiyi…Siz onu değiştiremezsiniz o isterse değişir? İstiyor mu? Bence onu sorgulayınız. Ne yazık ki eşler sıklıkla yanlış kişinin karşısındaki olduğunu düşünür ve ona savaş açar? Bu durumda o kendini değil sizi değiştirmeye çalışacaktır!! Yani değiştirmek için debelenme!! Değişebileceksen kendinle uğraş tek sonuç verecek yer burası.Bu tür ilişkilerde değişim demek zaten karşı tarafın kişiliğini, davranışlarını kabullenebilme demektir. Çoğu evliliklerde olduğu gibi. İlişki sürer,sosyal çevre, aileler böyle istemiştir. Zamanla düzelir derler. Böyle düzelir işte. Bir taraf alttan almayı seçer, kurban rolünü üslenir.Diğer taraf haklı olduğunu düşünerek devam eder rolüne….

Eğer azcık gücünüz varsa o da yok olmadan kurtulun bu tür ilişkiniz varsa. Neşteri kan gren olmadan atın ve kopartın hayatınızdan o hastalıklı uzvunuzu. İlişki sürdükçe, nişan, evlilik, eşyalar, ardından çocuklar, ortak çevre…Batağa saplanmak gibi..derken daha da sarpa sarar ilişkiniz. Diyorum ki yol yakınken zararın neresinden dönebilir seniz kardır.

 

Eğer eşiniz size değer veriyor, ilişkiniz için çaba sarf ediyorsa, sizin için ve ilişkiniz için endişe duyup konuşmaya çalışıyorsa, sizi hala seviyorsa, sizi aşşağılamak yerine yüceltiyorsa… kıymetini bilin ona sımsıkı sarılın ve sonuna kadar, “hastalıkta ve sağlıkta….” dendiği gibi onun yanında olun. Kıymetini bilin. İlişkileri sağlıklı bina etmek zor, yıkmaksa çoook kolaydır.

Tercih ve seçim sizin!! Sorumlulukları sizi bırakmayacaktır. Alabileceğin sorumlulukların seçimlerini yap.

Karar ver ya Ayrıl, ya da Gereğini Yap, Adam gibi devam et ilişkine…

Dr. Mustafa Uslu
Psikolojik Danışman


2 Responses

  1. nevalronai

    ÜÇ ŞEY
    İLKİ;Bir duruma koyuyorum kendimi.Bir çoğu duyarlı bir çoğu duyarsız kalıyor bana.Ve beni duyarlı yapan,yine zamana sunulmuş Ekleri’m.Ekleri arada uzatıyorum arada kısaltıyorum.Ek almak istiyorum ama ekler bana,beni ekleyip çıkarmakla sınırlı.Ve ben sınırsız bir ek istiyorum.Beni tamamlayacak gerçek bir kipe ihtiyacım var sanırım.
    İKİNCİSİ;hayallerini,özleminle ilk asi bir renkle bütünle,yaşanılanı bu,şu deyip at.Özlemden kimse ölmüyor ama zamana katılması düşünülen uzun bir yol kadar tanımak hayatı.Bırak insanlar yaşanılanı düşünsün sen rengini sana sunan yarınlarına sarıl..
    ve ÜÇÜNCÜSÜ;bir nağmedir,olasılıktır,medyandır,moddur.Çok tanıma koyarsın düşleri,çok çıkarsız seversin…Çokça(sı) yitip gider,yitip gidene dur diyemezsin.Çoğu zaman o yitip gitmeleri değil o yitip tükenmediğini her hayale saklarsın…

  2. hocam yazılarınızı okudum bir çoğunu daha öncesinde okusaydım daha iyi olacaktı kendim açımdan bunların hepsini yaşadım alttan ala ala kandırılmaya ve aldatılmaya kadar gitti gerçi yaşamayınca insan nereden bilecek ki depresyon kısmı daha da bir yardımcı oldu bilgilerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim…

Leave A Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.